Hakikaten, ne yaparsa yapsın, kimlerle arkadaş olursa olsun, alışamıyordu bu şehirlilere vesselam... Kendisini mütemadiyen yabancı ve ayrı buluyordu. Onların işlerine akıl erdiremiyordu.
"Yusuf, sen neden okumak istemiyorsun?"
"Okumak öğrendim ya! Daha ne okuyayım!"
"Canım, bu kadar yetmez. Bu dünyada birçok şeyleri bilmek lazım!"
"Sırası düştükçe bilenlerden öğrenirim!"
"Hocadan öğrenmek daha iyi değil mi be oğlum!"
"Hocanın bildiği birisinin işine yarasa, kendi işine yarardı. Sen bile okudun bildin de ne oldun sanki? Benim babam bir şeycikler bilmezdi, ama evinde sözü senden çok geçerdi. Şu Şahinde anam sabahacak encek gibi dırlanır durur da bir yolunu bulup onu bile susturamazsın; ne edeyim ben senin okumanı?"