Acımak... Ben insan ruhlarındaki derinliğin ancak onunla ölçülebileceğine kaniniyim. Evet, dibi görünmeyen kuyulara atılan taş nasıl çıkardığı sesle onların derinliğini gösterirse başkalarının elemi de bizim yüreklerimize düştüğü zaman çıkardığı sesle bize kendimizi, insanlığımızın derecesini öğretir...
Meksika’daki İnka tapmağına çıkmak isteyen bir grup arkeolo ga birkaç yerli rehberlik etmektedir. Yolu hızlı bir şekilde yarı ladıktan sonra yerli grup, yere oturup beklemeye başlar. Haliyle bu duruma Avrupalı arkeologlar şaşırırlar. “Neden bekliyoruz?” diye sorduklarında yaşlı rehber şu cevabı verir: “O kadar hızlı yol aldık ki ruhumuz geride kaldı, onu bekliyoruz.”
Ey sırlarımın ortağı olacak yabancı. Soylu musun, dindar mısın, iyi yürekli misin, yoksa zalim misin, akıllı mısın, yoksa işe yaramaz bir aptalmısın, bilmiyorum. Umarım iyi bir insansındır. Umarım yüreğin sevgi ve cesaret doludur. Umarım okuduklarını anlayacak, anladıklarından ders çıkaracak kadar akıllısındır...
Geçmişte yüzleşemediğiniz, affedemediğiniz ve çözemediğiniz acı veren her durum sırtınıza yük olur. Affetmek, sizi üzen kişilerden ve durumlardan vazgeçmektir.
Duygusal özgürlük için affedin ve vazgeçin.