Osmanlı edebiyatından bahsetmek, konuştuğumuz dili Osmanlı dili, milletimizi de Osmanlı milleti olarak nitelendirmek kadar yanlıştır. Osmanlı terimi yalnızca devletimizin ismidir, milletimizin ismi ise Türk'tür. Binaenaleyh, dilimiz Türk dili ve edebiyatımız da Türk edebiyatıdır.
Biz gençler, şimdi de‘ muallim mektebi dershanelerinin duvarlarına asılan haritaların başına toplanıyorduk. Bu haritaların üstünde yeni Türk vatanının sınırlarını çizmeye çalışıyorduk. Osmanlı Afrikası, Yemenler, Hintler, Bosna-Hersekler artık gözümüze görünmüyordu. Bir elimizi Balkan geçitlerinin, Tuna-Meriç havzalarının üzerine koyardık. Sonra diğer elimizi Kırım’ı, Kafkasya'yı, Başkırdistan’ı, Türkistan’ı sıralayarak Altaylara, Çin Türkistanı’na, Çangari’ye, Altın dağa uzatırdık:
— Buraları hep bizim! derdik. Buralarını hep biz kurtaracaktık.
- Azizim, Cemal, Fethi, ezcümle Mustafa Kemal beyler gibi bazı arkadaşlarımız var ki biz, bu arkadaşlarla bir masa etrafın da bir meseleyi müzakere ederken birbirlerimizin fikrine muhalif olabiliriz. Nitekim bir çok vakalarda da bu, böyle olmuştur.
Fakat hiç bir vakit, ben senin gibi düşünmem. Bu arkadaşlar, birer mümtaz şahsiyettirler. Bunlar, bulundukları mevkide kudretlerile, zekalarile her işi görebilecek kabiliyette arkadaşlardır.
Eğer sen, bizim hemfikir olmadığımızı zannediyorsan, bu düşüncende aldanıyorsun! Cemali, Fethiyi uzaklaştırmağa hacet yoktur. Hele Mustafa Kemal bey ile arkadaşlarını tekaüt etmek elimden gelmez! Sen yarın, benim için de böyle düşünebilirsin!
Suç ne kadar büyükse, çekilecek cazanında o kadar büyük olması gerekir. Biz dünyanın en büyük suçunun biraz tartaklanmayla savuşturulur, sandık. Bu anda, yüzüme vuran darağacı gölgesi, suikast suçlusu olduğumdan değildir Eminciğim...Büyük suçun gölgesidir bu...Tarihin örneğini yazmadığı kurtlar boğuşmasına girip yenik düştük.
Kurtlukta düşeni yemek kanundur.