Spinoza'nın insan modelinde aktiviteden ayrılmamacasına ona bağlı olan öğe, akıldır.
"Ruhumuz kendi doğasıyla uyumlu şeyler yaptığında huzurlu ve mutludur. Ama doğasına ters bazı davranışlara yöneldiğinde acı çeker."
(Etika 3, Teorem:1)
Doğa, cinsel eylemde de zevkin ortaklaşa olması ve paylaşılması sembolünü getirmiştir insanlara. Yani cinsel ilişkide en yüksek mutluluğa, bu haz iki eş tarafından da ve birlikte paylaşıldığında erişilecektir. Ayrı ayrı anda yaşanılan haz, paylaşılan haz demek değildir.
Yaşantımızda büyük bir enerjiyi, bildiklerimizi kendimizden saklayabilmek için onları bastırmaya çalışırken harcamaktayız. Ve bu bastırılan bilgiler de küçümsenmeyecek derecede fazladır. Talmud'da, şöyle bir efsane vardır: Bir çocuk dünyaya geldiğinde, melekler onu alnından öperek, doğum anına dek bütün bildiklerini unutmasını sağlarlar. Çünkü eğer çocuk bildiklerini unutmazsa, yaşamı dayanılmaz olacaktır.
Niyet ettim bir inceleme daha yazmaya deyip başlıyorum:)
Ayfer Tunç yeni keşfettiğim bir yazar oldu ama İyi ki'lerim arasına girdi. Roman ve hikayerindeki karakterlerde içsel çatışma ve hayatta bir varlık gösterme çabası sıklıkla gözlenebilir oluyor. Belki de budur bizi içine alan. Anlatımı böylesine sadeyken cümleleri içinizde dalgalandırmak kabiliyetine sahip, bu nedenle çok değerli buluyorum.
Kuru kız bu yıl yayımlanan bir roman. Adından da anladığınız üzere bir kadının hayatta var oluşunu bedeni, duyguları, tüm eylemleriyle önümüze koyuyor. Kuru kız, evlat, kız kardeş, komşu, belki biraz arkadaş olarak var olurken birinin 'Eş'i sevdiği kadın olarak hiç var olmuyor. Onu tanımlayan diğer sıfatların arasında, en yoksun bırakanı bu oluyor. Öyle bir yoksunluk ki bu sıfatı edinememek onu ' Kuru kız' yapıyor.
Belki bunun fiziksel bir imaj olduğunu düşünebilirsiniz ilk etapta, çünkü karakterin fiziksel zayıflığı hep ön planda. Ama ben bunun bahsettiğim 'yoksunluğun' vurgulanması için özellikle seçildiğini düşünüyorum. Erkek'siz olmak kız kuruluğuna, yani dolaylı yoldan kuru kıza götürüyor bizi. Tüm bu tanımlamalar ana karakterin dışında gerçekleşiyor. O bu tanımların dışında bir yerde var olmaya inatla devam ederken, bu kendiliğindenlik kimisine rahatsızlık veriyor ya da çoğu zaman görmezden geliniyor.
Okurken kitabın üzerine aldığım notlardan birinde şunu yazmışım; İçimde bütün olan ne varsa, parça parça ayrılıyor kuru kız'ın hikayesini okurken. Ona ve ruhuna batan dikenleri bu cümlelerde bir bir çıkardıktan sonra kanlı deriyi görebiliyorum. Biz gibi kanıyor.
Hikayeler çoğunlukla ailesi etrafında dönmesine rağmen ailedeki her üyenin ayrı ayrı yalnız olduğunu hissediyorsunuz. Hayatlarının 'hayatsız bir hayat' olduğunu da. Çok sevdiği kardeşine bile bir yandan derinden