Asırlık ulu ağaçların bu sessizlik içinde, dostça selamlaşır ve el sıkışır gibi birbirlerine doğru eğilip yaklaşmaları, insanın düşünce ufuklarını genişletecek manzaralardandı.
Demiri nasıl tavında dövmek gerekiyorsa, çekiç darbelerini nasıl soğutmadan indirmek gerekiyorsa, her kelimeyi de zamanında söylemek gerekiyordu. O anı geçirince söz soğuyor, katılaşıyor, insanın yüreğine taş gibi oturuyor ve bu ağırlığı kaldırıp atmak hiç de kolay olmuyordu.