Yetişkinlik çağlarında yeniden bir araya gelen bütün okul arkadaşları gibi, biz de sandığımız kadar ortak noktaya sahip olmadığımızı fark etmiş ve hayal kırıklığına uğramaya başlamıştık.
“İnsan henüz epeyce gençse ve yaşam denen müzik parçası hala açılış notalarındaysa, yaşamın şurasını burasını değiştirip yeniden yazabilir, karşısındakiyle motif değiştokuşu yapabilir (Tomas'la Sabina'nın melon şapka motifiyle yaptıkları gibi); ama Franz ile Sabina gibi daha geç yaşta karşılaşan iki insanın müzik parçaları az çok tamamlanmıştır ve her motif, her eşya, her sözcük her biri için farklı anlam taşır.”
O halde gizemli kesişmelerin (Anna, Vronski, gar ve ölümün ya da Beethoven, Tomas, Tereza ve konyağın biraraya gelmeleri gibi) büyüsüne kapıldığı için romanı kınamamalı; asıl, gündelik yaşamındaki bu tür kesişmeleri göremediği için insanoğlunu kınamalı. Çünkü böylelikle yaşamını güzelliğin bir boyutundan yoksun bırakmaktadır insanoğlu.