Burada hiçbir şey istemiyorum artık, her şeyden tiksiniyorum. Bastığım her taştan nefret ediyorum, odamdan, karşılaştığım insanlardan nefret ediyorum, şiddetli soğuğun nemiyle yüklü kirli havayı solurken işkence çekiyorum. Buradaki her şeyden boğuluyorum, tükeniyorum. Bataklığa gömülür gibi batıyorum. Belki çok gencim, çok güçsüz olduğum kesin zaten. Yumruklarım yok, iradem yok, işleri başlarından aşkın insanların arasında bir çocuk gibi duruyorum.
- Bir kitaplığa, kitaplık demek için kaç kitap gerekir?
- Kimileyin, yüz kitap yeterlidir. Kimileyin bin kitap yetersizdir.
- Nitelik mi önemli olan?
- Her zaman nitelik.
- Kitaplık insanoğlunun çöplüğü müdür yoksa "hazine dairesi" mi?
- Hazine-dairesi-çöplüğü.
- Bu çöplük ne işe yarar?
- Nitelikli gübre üretir.
Bir deprem yaşamıştım. Duvarlarım yıkılmış, tavanım çökmüştü. Kapımın önündeki ihtiyar,
Olur bunlar, diyordu, yaşamla tanışmak budur,
daha nicelerini göreceksin. Hadi, şimdi çardağın altına geç, eline bir kitap al, oku. Bak göreceksin korkuların geçecek.
Salgın hastalıklar toplumla birlikte ortaya çıkmıştır; hastalık onun karşısında duran tıp kadar toplumun bir ürünüdür ve öyle olmayı sürdürecektir. Uygarlık beraberinde yalnızca hoşnutsuzlukları değil, hastalıkları da getirir.