Kubilay Atmaca

Kubilay Atmaca
@Hindbrain
Sırt Çantalı Ex nihilo nihil fit, et in nihilum nihil potest reverti.
Zihnin Doğası Ve Kökeni
–XLIV. ÖNERME– Akıl doğası gereği şeyleri olası olarak değil, zorunlu olarak değerlendirir. 1. ÖNERME SONUCU Demek ki bizim şeyleri hem geçmiş hem de gelecek zaman bakımından olası olarak görmemiz hayal gücümüze bağlı bir durumdur. Not : Bunun nasıl olduğunu kısaca açıklayayım: zihin şeyleri her zaman karşısında duruyormuş gibi canlandırır, hatta şeyler varolmamış olsa bile; tabii şeylerin şimdiki varoluşlarını ortadan kaldıracak nedenler ortaya çıkmamışsa. İnsan bedeni iki dış cisimden aynı anda etki almışsa, sonradan zihin bunlardan birini hayal etse, hemen diğerini de hatırlayacaktır, yani şeylerin varoluşlarını ortadan kaldıracak nedenler ortaya çıkmadıkça bunları sanki karşısındaymış gibi canlandıracaktır. Ayrıca şüphesiz herkes bilir ki, biz zamanı da hayal ederiz, bunun nedeni bizim bazı cisimlerin diğerlerinden daha yavaş ya da daha hızlı veya aynı hızda hareket ettiklerini hayal etmemizdir. Öyleyse şöyle düşünelim, diyelim ki bir çocuk dün sabah ilk Petrus'u gördü, sonra öğlen Paulus'u, akşam da Simeon'u ve bu sabah tekrar Petrus'u gördü. Bu çocuk sabahın ilk ışığını görür görmez hemen dünkü gökyüzünü hatırlayıp güneşin yine aynı yolundan gittiğini hayal edecek, yani haliyle günü bütünüyle hatırlayacak ve aynı anda hayal gücünde Petrus'u sabahla ilişkilendirecek, Paulus'u öğlenle, Simeon'u da akşamla. Başka deyişle Paulus'un ve Simeon'un varlığı gelecek zamanla bağlantıIı olarak hayal edilecek. Ama çocuğun Simeon'u gördüğü akşamı hatırladığını düşünürsek, o zaman Petrus ve Paulus geçmişe yorulacak, çünkü bu kişiler çocuğun hayal gücünde geçmişle ilişkilendirilecek. Çocuk bu kişileri hep aynı zamanda görecek olursa o zaman bu süreç tekdüze bir hal almış olacak. Ama olur da bir akşam Simeon yerine Jacobus'u görürse, ertesi sabah bir önceki akşamı
Sayfa 172
Felsefe
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Ne mutludur ölüler! Deliliğe kapılarak doğuranlar üç kez daha fazla mutsuz! Ne mutludur hadımlar! Ne mutludur kısırlar! Döllemektense sefahati tercih edenler de mutludur! Çünkü şu an için Otuz Bir Çekenler ve Oğlancılar aile babalarından ve analarından daha az suçlu, çünkü onlar kendi kendilerini yok ederken, diğerleri gereksiz ağızları çoğalta çoğalta dünyayı yok edecekler. Kendilerine saygı göstermeye bizi mecbur eden ve bize akıldışına çıkmayı öğreten tinselciler utansın! Eğer onlar hiç olmasaydı daha az sefil ve daha az gülünç olurduk, bu hayal vaazcıları ve beş para etmez teselliciler artık hiçbir işimize yaramıyorlar; yalnızca kendimize dair, onlara dair ve gerçekliğimize dair bizi aldatmaya yaradılar. Kalpazanlar cezalandırılıyor ama yanlış fikirlere itibar kazandırarak yaşayanlar esirgeniyor, öyle mi? Hoşgörü bir aldatmacadır ve saygı bir sayıklama, bunu işitmek için para alıyor ve para ödüyoruz, cehennem ateşine gömülmeden önce bizi ölüme götürenleri ölüme yollayacağız, bizden esirgemedikleri yollari düzleştireceğiz, sonra son olacak.
Sayfa 120
Felsefe
"Gerçeklik denilen şey bir kancıktır."
Sayfa 13
Felsefe
"Yoksun olduklarımızı sürekli tahayyül ederken, sahip olduklarımızı çok seyrek aklımızdan geçiririz. Bu nedenle, minnettar değil de acımasızız."
Sayfa 38
Felsefe
"Hiç kusursuzdur, çünkü Hiçbir Şey'le karşıtlaşmaz."
Sayfa 92
Felsefe