Ama, içkili sofralar ve kadınlarla dostluklar yasaklanmıştı bana. Tek bir arkadaşım bile yoktu. Öfkeli bir kalabalığın önünde, bir idam mangasının karşısında, anlayamadıkları bir mutsuzlukla gözleri yaşlı, uğradığı haksızlığı bağışlayan biri - Jeanne d'Arc - gibi görüyordum kendimi! - "Rahipler, öğretmenler, efendiler, yanlış iş yapıyorsunuz tüzeye teslim ederken beni. Hiçbir zaman bu halktan biri olmadım; hıristiyan değildim hiç, cehennem azabında şarkı söyleyen soydanım; yasalardan anlamam; aktöre nedir bilmem, yontulmamışın tekiyim! Yanlış iş yapıyorsunuz.
Doğrudur bu, gözlerim kapalı ışığınıza. Hayvanım, Zenciyim. Ama kurtulmuş olabilirim. Sizler göstermelik zencilersiniz, sizler kafadan sakatlar, yırtıcılar, pintiler. Tecimen, zencisin sen; yargıç, zencisin sen; general, zencisin sen; imparator, yaşlı bit, zencisin sen: Şeytanın ürettiği kaçak likörü içtin. Sıtma ve kanser soluyor bu halk. Sakatlar ve yaşlılar kazanlarda kaynamayı isteyecek kadar saygın. - Yapılacak şey en kötüsünden, gitmek, şu soytarıların önüne bir kemik atmak için çılgınlığın kol gezdiği bu kıtayı terk etmek. İşte Ham oğullarının gerçek krallığına giriyorum.