Hogír

Hogír
Kuş olup uçmak isterken, ağaç olup kök salıyoruz.
10/10
·580 syf.··
2017 38. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 22 Ekim 2017 12:32
Öncelikle Oğuz Atay hayranlığımı bilip bana bu güzel kitabı hediye eden en değerlime teşekkür ederim. Sevgilinin en güzeli size kendisi kadar olmasa da güzel bir kitap hediye edenidir. Oğuz Atay külliyatını iki defa okumak gerekir bana kalırsa. Oğuzsevercilerden biri olarak kitaplarının hespini okudum ardı ardına. Ve şimdi bu kitaptan sonra ikinci defa da okumaya hazır hissediyorum kendimi. Yıldız Ecevit öyle zor bir öyle güzel bir eser ortaya çıkarmış ki. Bir nevi Oğuz Atay'ı ve eserlerini anlama kitabı. Yazar Oğuz Atay'ın hayatıyla başladığı kitaba eserleri, ölümü ve sonrası ile devam ediyor. "Hayatımı yazsam roman olur" derler ya, ne kadar bayağı bir söz gelir bu bir edebiyat severe. Bu kitabı okuduktan sonra yazılacaksa hayat romanları böyle yazılmalı düşüncesindeyim artık. Kendisi de bir tutunamayan olan Oğuz Atay'ın romanlarındaki biyografik öğeleri gördükçe bu sözün aslında o kadar da bayağı olmadığı kanaatine vardım. Yıldız Ecevit Oğuz Atay'ın kitaplarından yaptığı alıntılarla Oğuz Atay'ı o kadar güzel anlatmış ki hayran kalmamak elde değil. Oğuz Atay'ın da hayatından yaptığı alıntılarla kurmaca eserlerini nasıl oluşturduğunu gördükçe Oğuz Ataya da hayran kalmamak elde değil. Her kitabın yazılış sürecini, zamanında Oğuz Atay'ın eserlerine yapılan eleştirileri, "ben buradayım siz neredesiniz" dediği okurla neden bir türlü bağ kuramadığını ve ölümünden sonra nasıl bu kadar popüler bir yazar haline geldiğini çok güzel bir dille aktarmış. Tutunamamanlar eserinde Oğuz Atay kitaplara yaklaşımımızı "Bizdeki kitapların çoğu iri harflerle basılıyor Olric. Kültür seviyemizi gösteriyor bu iri harfler. Okumayı yeni öğrenen bir millet olduğumuz için iri harfleri tercih ediyoruz. Daha harfleri yeni söktüğümüz için, onları satırlar arasında kaybetmekten korkuyoruz. Az
Ben Buradayım...Yıldız Ecevit · İletişim Yayınları · 2017328 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
8/10
·112 syf.··
2017 14. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Mart 2017 18:49
Ve Tanrılar kabul etmedi, Sophokles kabul etmedi Oidipus'un kötü kaderini. Sophokles'in son yazdığı esermiş Oidipus Kolonosta. Kendisinin de içine sinmedi herhalde Oidipus'u gözleri kör, lanetlenmiş bir şekilde öylece ortada bırakmak. Ve ona şerefli, saygın bir ölüm yazdı son nefesini vermeden önce. Yaşarken büyük acılar yaşayan Oidipus, tanrıların buyurduğu, Sophokles'in yazdığı ölüme kendi ayağıyla gitti. Mekanı cennet olsun :)) Ayrıca ne varsa kız evladında var. Onu anladım tekrardan. Oğullar iktidar mücadelesi için birbirini yerken, babasıyla birlikte sefalete göğüs geren güzel yürekli kızlar. Herkese hayırlı evlat nasip etsin yaradan. Gene kısa ve güzel bir kitap. Keyifli okumalar.
Siyaset
Oidipus Kolonos’taSophokles · İş Bankası Kültür Yayınları · 20162,177 okunma
9/10
·56 syf.··
2017 13. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 07 Mart 2017 13:24
"Ah kara bahtlı!" Karısı aynı zamanda annesi olan İokaste her şeyi öğrendikten sonra böyle isimlendirir Oidipus'u. Başka da ne denilebilir ki tanrıların bu kaderi reva gördüğü krala. Kaderinden kaçmak için şehrini, ailesini terk ederken aslında kaderine koşan zavallı Oidipus. Her kaçışın aslında bir varışa doğru olduğunu bize gösteren Oidipus. "Son gününü görmeden hiç kimseye mutluluğa ermiş demeyin!.." Krallar gibi yaşamaktan ziyade Kral olan, mutluluğa erişemeyen Oidipus. Kaderin kaçınılmaz sonu Oidipus üzerinden Sophokles'in kaleminden bir kere daha beliriyor. Çok kısa ve güzel bir tiyatro. (Bakmayın dört günde bittiğine fırsat bulamadım okumak için:) ) Okuyun okutturun kaderlerin en kötülerinden birine sahip olan Kral Oidipus'u. Keyifli okumalar.
Kültür-Sanat
Kral OidipusSophokles · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201911,3bin okunma
8/10
·392 syf.··
2017 7. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 11 Şubat 2017 17:32
Öncelikle bu kitabı bana tavsiye eden ve kitabı birlikte okuduğum Cansu'ya teşekkür ederim. Kütüphanemiz sayende güzel bir eser daha kazandı. İntihar... Kim yaşamının bir anında aklından geçirmedi ki bu düşünceyi... "Gerçekten önemli olan bir tek felsefe sorunu vardır: intihar. Yaşamın yaşanmaya değip değmediği konusunda bir yargıya varmak, felsefenin temel sorusuna yanıt vermektir." Böyle başlar Sisifos Söyleni'ne Camus. Peki intihar acizlik mi yoksa yaşama yönelmiş bir başkaldırı mı? Bu konuda bir fikir birliğinin olmadığı aşikar. Bana göre intiharı acizlik olarak görenler bu sorunun üzerinde düşünmeyenlerdir. Onlar kendilerince "büyük savaşçı" hayatı yenen insanlardır. Ve İntihar eden birini görünce küçük görürler. Onların korkak olduğunu yaşam karşısında direnemediğini söylerler. Kimi de hiçbir düşünce ortaya koymadan sadece "günah" deyip intihar edenleri acizlikle suçlarlar ki. Onlara değinmek istemiyorum bile. Peki intihar bir korkaklık mı gerçekten? İntiharın istatistiki verilerine baktığımızda refah düzeyi iyi olan ülkelerde bu oranın yüksek olduğunu görürüz. Gerçekten maddi bir sıkıntı çekmeyen bir eli yağda bir eli balda olan bu insanları korkak, aciz olarak nitelendirebilir miyiz? Neye dayanamadı bu insanlar? Hangi güçlüğün üstesinden gelemediler? Hayatın neyinden korktular da bu yolu seçtiler? Sadece zor şeyler yaşayanlar mı intihar eder? Hayatın her anlanında güzel bir yaşam geçirenler intihar edemez mi? Camus'un belirttiği şekilde dünyanın bu uyumsuzluğunu görüp bu uyumsuzluğu ret eden kişileri aciz olarak mı görmeliyiz? Yaşamın yaşanmaya değip değmediği konusunda yıllarca kafa yoran ve değmeyeceğini anlayıp intihar edenleri korkak olarak mı nitelendireceğiz? Kitapta Can İren'in intiharı üzerine Rasih Güran'ın yazısı var. Rasih Güran bu yazısında
Hukuk
İntihar ŞairleriKolektif · Varlık Yayınları · 201647 okunma
9/10
·72 syf.··
2017 2. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Ocak 2017 15:47
Bir mektubun mükemmel bir esere dönüştüğü bir kitap. Zaten Kafka'nın yazacağı mektubun da öyle basit olacağını düşünmek saflık olurdu. Kitap her ne kadar Kafka'nın babasına yazdığı bir mektup olsa da mektuptan ziyade bir otobiyografik eser olarak nitelendirebiliriz kitabı. Kafka çocukluğundan gençliğine, askerlikten mesleki yaşamına, evliliklerine kısaca tüm yaşamını babasıyla olan ilişkisi üzerinden anlatmış. Kafka'nın babası da diğer çoğu baba gibi mükemmel bir çocuk yetiştireceğim diye kendi hayatını da çocuğun hayatını da mahvedenlerden. İyi bir insan yetiştirmek yerine kendisinde bile olmayan değerleri, özellikleri oğluna dayatarak bir robot yetiştirme çalışmak. Ve bunları dayttığı kişinin de zevklerinin olacağını, başka duygular yaşadığını kendi başına ayrı bir birey olduğunu unutmak. İşte malesef ki çoğu babanın yaptığı hata. Kitabı okurken anlıyoruz ki Kafka'nın çocukluğunda maruz kaldığı bu dayatmalar hayatının her alanında etkili olmayı başarmış. Babasının istediği gibi biri olamadığı için babasıyla birlikte kendisine de çoğu zaman kızmış. Hatta evliliği bile babasına ulaşabilmenin, ona yaklaşabilmenin bir yolu olarak görmüş. Ve sonunda ne babasının ne de kendisinin olmasını istediği kişi olabilmiş. Kafka yazdığı mektupla yetinmemiş olacak ki kendi mektubu içinde babasının ağzından da kendine cevap yazmış. O kısım gerçekten şahaneydi. Hayatını neredeyse altüst eden babasını haklı çıkarabilmesi kendini onun gözünden eleştirebilmesi bana çok etkileyici geldi. Kafkaya olan hayranlığım arttı diyebilirim. Sonuç olarak Kafka severlerin, Kafka'yı tanımak isteyenlerin okumaktan zevk alacağı bir kitap. Kitap ayrıca baba-oğul ilişkisi açısından sosyolojik bir kitap olarak da değerlendirilebilir benim için. Herkese tavsiye ederim. Keyifli okumalar
Teknoloji
Babaya MektupFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202254,1bin okunma