Günlük yaşantımızda karşılaştığımız her şey “kader” midir? Yoksa verdiğimiz kararların, hür irademizin bizi sevk ettiği bir yol mudur? Şans oyunlarında sürekli kazananlar sadece bizden daha şanslı oldukları için mi kazanırlar? Yoksa bunun farklı bir açıklaması var mıdır? Bilinçaltının hayatımızdaki önemi nedir? Her şey mi, hiçbir şey mi?
İşte bahsetmek istediğim kitap bu sorulara kesin olmasa da bir cevap vermeyi, en azından bizi bunlar hakkına düşündürmeyi başarıyor. Adam Fawer’in “Olasılıksız”ı (Improbable), olasılık, şans, kader, ya da tesadüf diye düşündüğümüz kavramların aslında matematikçilerin kafalarını on yıllardır meşgul eden önemli problemler olduğunu sürükleyici bir hikâye içinde anlatıyor. Ve bu kavramların hiç de düşündüğümüz kadar basit olmadığını gösteriyor.
Kitapta, başlangıçta birbirinden alakasız görünen kişilerin zamanla çakışan kaderleri ve amaçları anlatılıyor. Kitabın ana karakteri David T. Caine isimli bir istatistik profesörü ve matematik dâhisi. Fakat kitabı renklendiren tek özelliği istatistik uzmanı olması değil, aynı zamanda şizofreni teşhisi konmuş bir poker bağımlısı olması. David, göz açıp kapayana kadar oyunla ilgili birçok kesin olasılık hesabı yapabilmektedir. Bu sayede genelde kazanır ve Manhattan’ın poker salonlarında oldukça ünlüdür. Fakat bir gün kaybetme ihtimali 1/26757 iken, yani neredeyse imkânsızken, 14000 Dolar kaybeder, bunun üzerine aldığı kararlar da hayatını değiştirir.
“Olasılıksız”, yazarın ilk kitabı ama ben Dan Brown gibi birden parlayacağını düşünüyorum; Dan Brown’u örnek gösteriyorum çünkü o da genelden farklı tarzdaki kitaplarıyla insanları büyülemeyi başarmıştı. Aslında Adam Fawer’ın tarzı da Dan Brown’a çok benziyor. Üzerinde önceden pek düşünmediğimiz, hatta adını bile duymadığımız ilginç konular hakkında