Aynı şey uçurtma savaşında da geçerliydi. Tek bir kural vardı, o da kuralsızlık. Uçurtmanı uçur. Rakibinin ipini kes. Hadi, şansın açık olsun!
Ama hepsi bu kadar değildi, elbette. Gerçek eğlence, bir uçurtmanın ipi kesildiğinde başlardı. İşte o zaman, uçurtma kovalayıcılar -ya da uçurtma avcılari- devreye girerdi: Rüzgâra kapılıp oradan oraya sürüklenen, sonunda da döne döne yere inen, bir tarlaya, birinin bahçesine,bir ağaca ya da bir çatıya konan uçurtmayı kovalayan çocuklar.
Gurney, "Bunlar dostlarımız," diye seslendi. Biri, "Aman ne iyi dostlar!" diye haykırdı. "Adamlarımızın yarısını öldürdüler."
"Bir yanlışlık oldu," dedi Gurney. "Uzatmayın."