Öncelikle nereden başlamam gerektiğini bilmiyorum. Bir okur olarak bir yazarın yayıncılık dünyasının zor, karanlık ve oldukça gerçek yanlarını yansıttığı bir kitap okumak beni sarstı. Bu kitap alışılmadık ve sarsıcıydı. Kıskançlık, akranlarının gerisinde kalmış gibi hissetme, ırkçılık ve sosyal medya zorbalığı hakkında muhteşem tespitlere sahip bir kitap. Günümüz sorunlarının çoğuna değinmesi ve gençlerden yaşlılara herkesin okurken bir şeyler hissedebileceği ve kendine bir şeyler çıkarabileceği bir kitap. Özellikle bu kitapta sosyal medyada yapılan zorbalık konusundaki sahneler beni çok üzdü. İnsanlar sosyal medyada ne dediklerine hiç dikkat etmiyorlar. Sanki karşılarındaki bir insan değilmiş gibi davranıyorlar. Ayrıca kitabı okurken yazarlığın ana karakterin gözünde bu kadar ticari bir şey olması bana göre şaşırtıcıydı. Bana göre bir kitap yazarın iç dünyasını yansıtır. Sektörde beğeni almak ve çok satmak, bir sürü ödül almak için kitap yazmak bana ruhunu satmak gibi geliyor. Ama karakter zaten sevilesi değildi ama böyle düşünmesi beni tuhaf hissettirdi. Ayrıca incelememde kitabın konusundan bahsetme gereği duymadım çünkü bence kitabı konusuna hakim olmadan alıp okumalısınız. Kısacası kitap benden tam puan aldı. Ben kefilim bence kesin okuyun. Bir alıntıyla da bitireyim:
"Beni tanımıyorlar. Beni tanıyamazlar, benimle hiç tanışmadılar. İnternetin orasından burasından bilgi kırıntıları topladılar ve kırıntıları birleştirip hayallerindeki kötü karaktere uyan ama gerçeklikle hiçbir ilgisi olmayan bir imge yarattılar."