"Bir kitabı okurken geçen iki saatin ömrümün birçok senelerinden daha dolu, daha ehemmiyetli olduğunu fark edince insan hayatının ürkütücü hiçliğini düşünür ve yeis içinde kalırdım."
1958 yılında, halk komünleri kuruldu. Üç dönümlük tarlamız da komünlere gitmiş, bize sadece kulübenin önündeki küçücük bir toprak parçası kalmıştı. Muhtara artık muhtar diye hitap edilmiyordu, Yoldaş Başkan diye hitap edilmesi gerekiyordu.
(...)
Çok geçmeden yemek pişirdiğimiz tencere ve tavaların da komüne verileceğini kim bilebilirdi ki? Demir elde etmek için eritileceklerini söylediler. Bir gün Yoldaş Başkan kapı kapı dolaşıp bütün demir tencere ve tavaları toplayıp parçaladı. Bizim eve geldiğinde gülerek şöyle söyledi: "Fugui, kendi ellerinle getirecek misin, yoksa içeri girip biz mi alalım?"
"Baba, bir masanın dört köşesi vardır. Peki, bir köşesini kesersek kaç köşesi kalır?"
Fengxia'nın bunu nereden öğrendiğini bilmiyordum, fakat üç köşesi kalır diye yanıtladığımda ağzı kulaklarına varıncaya kadar güldü ve "Yanlış! Beş köşesi kalır," dedi.
Onu duyunca ben de gülmek istedim ama gülemedim. Dört kişilik gerçek ailemizi düşündüm. Karnındaki bebeği saymazsak, Jiazhen bizi bırakıp gidince masanın bir köşesi kesilmişti. "Annen eve dönünceye kadar bekle, o zaman beş köşesi olacak," dedim Fengxia'ya.
Akılla bir konuşmam oldu dün gece;
Sana soracaklarım var, dedim;
Sen ki her bilginin temellisin,
Bana yol göstermelisin
Yaşamaktan bezdim, ne yapsam?
Birkaç yıl daha katlan, dedi.
Nedir; dedim bu yaşamak?
Bir düş, dedi; birkaç görüntü.
Evi barkı olmak nedir? dedim;
Biraz keyif etmek için
Yıllar yılı dert çekmek, dedi.
Bu zorbalar ne biçim adamlar, dedim;
Kurt, köpek, çakal makal, dedi.
Ne dersin bu adamlara, dedim;
Yüreksizler, kafasızlar, soysuzlar, dedi.
Benim bu deli gönlüm, dedim;
Ne zaman akıllanacak?
Biraz daha kulağı burkulunca, dedi.
Hayyam'ın bu sözlerine ne dersin, dedim;
Dizmiş alt alta sözleri,
Hoşbeş etmiş derim, dedi.
Bulut geçti, gözyaşları kaldı çimende
Gül rengi şarap içilmez mi böyle günde
Bugün bu çimen bizim, yarın kim bilir kim
Gezecek bizim toprağın yeşilliğinde.