Merhaba 1K Ailesi,
Samuel Beckett'ın "Hep denedin, hep yenildin. Olsun. Gene dene, gene yenil. Daha iyi yenil" sözüyle başlayacağım incelemeye. Bu söz size, martı Jonathan Livingston'ın
Merhaba Sevgili Kitap Kurtları,
Dokuzuncu Hariciye Koğuşu kitabını incelemeye başlamadan önce müellifi olan Peyami Safa hakkında biraz araştırma yaptım. Bu araştırma kafamda eksik kalan bazı
Merhaba 1K ailesinin değerli okurları,
İncelemeye başlamadan önce birkaç hususu belirtmek isterim. Daha önceki incelemelerimde olduğu gibi özet kısmına çok değinmeyeceğiz. Vaktimiz çoğunlukla arka
Kuyucaklı Yusuf romanlarını okumuştum. Bu romanı diğer iki romana göre biraz farklı buldum. Diğer iki roman olaylar üzerine kuruluydu. İçimizdeki Şeytan ise daha çok durum üzerine kurulmuş. Daha açık belirtmek gerekirse kişilerin içinde bulundukları durumu anlatmaktadır.
Yazar, her zamanki gibi okuru eserinin baş karakteri yapmayı başarıyor. Sanki orada Ömer ve Macide yok da siz varmışsınız gibi. Gerçek bir şaheserin okuru baş karakter yapması gerekmez mi zaten? Sabahattin Ali bu işi en iyi yapan isimlerin başında gelir bana göre.
Kitabı okumaya başladığınızda Ömer'in ve Macide'nin nefsiyle olan mücadelesinin içinde bulacaksınız kendinizi sayfalar ilerledikçe onların tattığı mutluluğu tadacak yaşadığı hüzne ortak olacaksınız.
Diğer romanlarında olduğu gibi müthiş imgeleri bu satırlarda da bulacaksınız. Böylesi güzel aforizma niteliğinde sözleri bu satırlara ustaca yerleştirmek büyük başarı açıkçası.
Sonuç olarak bakıldığında diğer iki romandan alınan hazzı vermese de insana başka hazlar tattırmayı başaran bir eser. Sizi daha çok düşünmeye ve sorgulamaya yönlendirecektir. Asla okuduğunuza pişman olmayacaksınız
Okuduktan sonra ise kendi içinizde bulunan şeytan ile yüzleşeceksiniz.
Keyifli okumalar dilerim...
Antoine de Saint-Exupéry
Küçük Prens, çocuk kategorisinde yer alan bir kitap. Lakin büyüklerin de okumasında büyük yarar var.
"Neden?" diye soracaksınız.
Kendimden yola çıkarak açıklamaya çalışayım. Kitabı elime alıp okumaya başladığım ilk satırlardan itibaren sorgulamaya başladım kendimi. Zaman zaman kendi çocukluk yıllarıma gittim. Güzel noktalara vurgu yapılıyor. Bir büyüğün kaleminden çıkan bu yazılar aslında bir küçüğün gözünden yazılmış. Büyüklerin, çocuklara karşı olan yaklaşımına dair ince eleştiriler yapılmış.
Sonuç olarak kitabı bitirdikten sonra sizde bir şeylerin değiştiğini hissediyorsunuz. Size muhakkak bir şeyler katacaktır. Bilhassa geleceğin mirasçısı olan çocukların fikirlerine saygı duymayı öğreneceksiniz.
Şimdiye kadar hep pozitif etkilerden bahsettim. Fakat bende negatif etki bırakan bir hususa değinmeden geçemeyeceğim.
Türkler ile ilgili olan bir kısım var. Bu kısımda Avrupa üstün gösterilmeye çalışılmış. Keşke yazar çocuk kategorsinde yer alan bir kitap için böyle gereksiz çabalara girmeseydi.
Kitabı okuyan çocukkar, merak edip ebeveynlerine soracaktır mutlaka. Ebeveynler, çocuklarına tarihi arka planı anlatırken çok dikkatli olmalılar. Yanlış bir bilgi çocuğun zihninde olumsuz kalıcı etkiler oluşmasına sebep olabilir.
İyi okumalar dilerim...