Gustav

Kendisinden önceki medeniyetlerin çoğunu kapsayan medeniyetimiz, geleceğe doğru hızla ilerleyen kocaman bir gemidir. Hiç olmadığı kadar hızlı, daha ileriye, daha yüklü bir halde ilerliyor. Her kayalığı, her tehlikeyi göremeyebiliriz, ama gemimizin pusulasını ve aldığımız yolu okuyarak, gemimizin tasarımını, güvenlik sicilini, mürettabatın becerilerini anlayarak, sanıyorum, ilerde bizi bekleyen dar boğazlardan, buzdağları arasından geçmenin akıllıca bir yolunu bulabiliriz. Bunu hiç ertelemeksizin yapmamız gerektiğine inanıyorum, çünkü arkamızda bıraktığımız çok fazla gemi enkazı var. Güvertesinde olduğumuz gemi, gelmiş geçmiş en büyük gemi değil yalnızca, geriye kalan tek gemi bu aynı zamanda. Zekamızın gelişmesinden bu yana başardığımız her şeyin geleceği, gelecek birkaç yık içindeki eylemlerimizin bilgeliğine dayanacak. Bütün yaratıklar gibi insanlar da şimdiye kadar yollarını deneme yanılma yoluyla bulmuşlardır, ama başka yaratıkların tersine bizim öyle büyük bir varlığımız var ki hata yapmak artık kaldıramayacağımız bir lüks. Dünya, büyük hatalarımızı affetmeyecek kadar küçüldü artık.
Tarih
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
10/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2017 244. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 30 Eylül 2017 13:20
Sağ olasın İmam'ın oğlu. Son zamanlarda okuduğum en iyi Türk polisiyesiydi. Ankara polisiyesini Behzat Ç. ile sevmiştim ama yer yer kitabın önüne geçen dizinin bunda pay büyüktü. Ölü Doğanlar ise ilk 50 sayfasından sonra tamamen farklı bir tadı olduğunu hissettirdi. Son sayfasını okuduğumda bu topraklardan birinin böyle bir roman yazdığı için gururlandım. Olay ve karakter sayısının çok fazla olduğu için eleştirilmiş ama bence bu eleştirilecek değil takdir edilecek bir yan. Kitabı bitirdiğimizde hiçbir olayın havada kalmadığını ve ana olaya bağlandığını görüyoruz. Yakın geçmişimizde yaşanan olayların, kurum ve kişilerin (özel harp dairesi, işkenceci polisler,suça bulaşmış devler görevlileri...) işlenmesi romanı sevmemin en önemli nedenlerinden. 31. bölüm için de Doruk Ateş'i ayrıca tebrik etmek isterim. "En sinir bozucusu ise bazı mezar taşlarına yazılan, mevtaların yaşarken edindikleri unvanlardı. İnsanların üstünlük kurma çabalarından biri de buydu. Pilot Yüzbaşı, Dahiliye Mütehassısı, Büyükelçi... Hepsi ölüydü. Hiçbiri bu unvanlarını bir daha kullanamayacaktı.Ama yakınları bu sıfatlardan duydukları gururu tüm dünyaya haykırırcasına bir nişan gibi mermere işletmişti." Yukarıdaki metin 31. bölümde geçiyor. Popüler olan, herkesin okuduğu kitapların yanında "Ölü Doğanlar"ı mutlaka okuyun. Popüler olanı okuma sıfatını boş verin. Pişman olmazsınız.
Siyaset
Ölü DoğanlarDoruk Ateş · Ez-de Yayınları · 201691 okunma
9/10
·374 syf.··
Beğendi
·
2018 5. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 16 Şubat 2018 19:46
Kitabı okumadan önce bilinmesi gereken ilk şey ; Lesley Hazleton'un kim olduğudur. Hazleton bir agnostik yahudi olduğunu kendisi internetteki videolarında belirtmiştir. Dolayısıyla kitap Muhammed peygambere kayıtsız şartsız inanan , sorgulamayan biri tarafından değil tam aksine onun yaptığı eylemleri doğru bulduğunda onaylayan yanlış yaptığını düşündüğünde de eleştiren bir kişilik tarafından yazılmıştır .(Bence olması gereken de budur.) Kısaca demek istediğim şu ; Kitabı elinize aldığınız da bir Müslüman tarafından yazılmış olan biyografilerdeki gibi uçsuz bucaksız bir övgü görmeyeceksiniz. Hazleton kitabında ilk olarak Hz.Muhammed'in olmayan mucizelerle abartılmaya çalışıldığından bunu iyi niyetli Müslümanların yaptığından ancak bunun yapılması Hz.Muhammed'in ve getirdiği vahiylerin ana fikrine zarar verdiğinden söz ederek başlamış.( Kuranda da Hz.Muhammed'in gözle görülür bir mucizeye ihtiyacı olmadığı onun tek mucizesinin kuran olduğundan bahsedilmiştir). Daha sonra sürgünden Meddine de ki olaylardan ve nihayet Mekkeye geri dönülmesinden ve ölümünden söz etmiş doğal olarak. Bunları anlatırken yazdığı her şey doğru mu derseniz bir okur olarak şahsen katılmadığım yanlış anlatıldığını düşündüğüm kısımlar var örneğim( Kureyza kabilesinin başına gelenler,şeytan ayetleri konusu vs) ama genede yazar tamamen tarafsız olduğunu ve gerçekleri aradığı hissini size hiç bir zaman kaybettirmiyor. Yazılanlara katılırsınız ya da katılmazsınız gider araştırır farklı olduğunu öğrenirsiniz bunu bilemem ama en azından sizi düşünmeye araştırmaya sevk eden bir kitap. Tabi ki herkesin okuması gereken bir kaynak ama en azından ''Ben Müslümanım!'' diyenler özellikle okumalı ! Son olarak yazar Yahudi olduğundan mı bilmem sanki kitapta olması gerekenden biraz fazla Yahudilerden bahsedilmiş
Din
İlk MüslümanLesley Hazleton · Kitabix Yayınları · 2015686 okunma
10/10
·472 syf.··
Beğendi
·
2017 1. kitabı
Edward Said in bu kült kitabı ilk yayınlandığı günden beri doğu ve batı coğrafyalarında farklı açılardan çokça tartışılagelmiştir.Kitapta çekinmeden kullanılan sert dilin dayanağının hiçbir satırda gerçeklikle bağını koparmaması, Edward Said in geniş bir argümanla ele aldığı konuyu çok boyutlu işleyişi kitabı salt bir doğulu öfke patlaması olmaktan çıkarıp, alanında en saygı duyulacak eserlerden biri haline getiriyor. Edward Said kitabında oryantalizme sadece yöntemsel eleştiriler getirmeyip, incelenen oryantalistler ve görüşleri üzerinden neyin bilimsel olduğu, objektiflik, kümülatif bilginin gerçeklik algısı üzerine etkisi gibi felsefi sorular da sormuş.Elbette kitabın üst metni batının, içinde siyasi çıkarların da bulunduğu çeşitli çıkarlar yörüngesinde doğuyu yeniden tanımlaması olgusu var. Ama kitabın derinliklerine indiğinizde bundan çok daha fazlasını da buluyorsunuz. Kitaptan bir kaç bölüm paylaşacak olursak ; Demek istediğim şudur:zararsız gibi görünen dinsel bir alt disiplinin siyasi hareketleri yönlendirecek, sömürgeleri yönetecek, Beyaz adamın "insanlığa medeniyet getirici misyonu" hakkında neredeyse din benzeri laflar edecek hale gelişi "liberallik" iddiasındaki bir kültür çerçevesinde olmuştur. Bu kültür katolikliği, çoğulculuğu ve açık fikirliliği şiar edinmiştir. Esasında vaki olan liberalizmin tam tersi idi:doktrin ve manalar güçlendi, "bilim" yolu ile "hakikat" düzeyine çıktı. Zira eğer bu hakikate göre Doğu kaçınılmaz şekilde Doğu ise, o zaman sözü edilen liberallik bir tahakküm ve önyargı biçiminden başka bir şey değildir. Flaubert bilimin hakikate olan aldırışsızlığı ile insani unsurları sanki kimyasal bileşik yapar gibi eritip kaynaştıran bir bilim ile alay ediyor, Alay ettiği herhangi bir bilim değildir:heyecanla dolu "dünyayı kurtaracak Avrupa
Tarih
Oryantalizm (Doğubilim)Edward Said · İrfan Yayıncılık · 1998285 okunma