Sibel

Doğrudan Alıntılarım
" Etrafımdaki kır manzarasına baktım. Göğe, yakın tepelere giden sıra servileri, bu kızıllı yeşil toprağı, bu seyrek ve çizgileri belirgin evleri seyrederken annemi anlıyordum. Bu dolaylarda akşam saati, hüzünlü bir sükun devresi gibi olmalıydı herhalde. Bugünse, güneşin taşkın ışınları manzarayı üretip titreterek onu yabani ve yorucu bir hale sokuyordu."s.21. "Güneş neredeyse düşey olarak kumların üstüne vuruyordu, suyun üzerindeki parıltısı dayanılır gibi değildi. Kıyıda kimse kalmamıştı. Yamacın kenarında dizili denize bakan küçük evlerden kap kacak, çatal bıçak sesleri geliyordu. Yerden fışkıran hamam sıcağı içinde insan güçlükle soluk alabiliyordu."s.52. "İyice düşününce ve olayları soğukkanlılıkla irdeleyince görüyordum ki, giyotin bıçağının kusuru, şansa hiç mi hiç yer bırakmamasıydı. Sonuç olarak, mahkumun ölümüne kesin şekilde karar verilmiş oluyordu. Olmuş bitmiş bir iş, iyice ayarlanmış bir düzen, kabul edilmiş ve bozulması düşünülemeyecek bir anlaşmaydı bu."s.100. "İnsan bilmediği şeyler hakkında daima abartılı düşüncelere kapılır."s.101. "Gecenin, toprağın ve tuzun kokusu şakalarımı serinletiyordu. Bu uykuya dalmış yaz gecesinin harikulade huzuru, bir med cezir dalgası gibi bütün benliğime dolmaktaydı. O anda ve gecenin sona ereceği o saatte, düdükler öttü. Bunlar benim artık hiç aldırmadığım başka bir dünyaya doğru yola çıkıldığını haber veriyorlardı."s.110.
(Çev:Samih Tiryakioğlu).Can Sanat Yayınları.İstanbul.·Kitabı okudu
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”

Sibel

, bir kitap okudu
Puan vermedi·112 syf.·
2022 57. kitabı
Albert Camus
7.9/10 · 137,2bin okunma
Doğrudan Alıntılarım
⏰“Çocuklarına okul seçen bir anne baba: Düşmanca bir fikir ayrılığıyla fazla paranın zehirli bileşimi, özel hayata ait masum, önemli olağan bir meseleyi devasa bir bürokrasi çarkına dönüştürmüştü; hukuki evrakla dolu klasörler o kadar çok ve ağırdı ki, mahkemeye ancak tekerlekli kitaplıklarla getirilebiliyordu;âlimane münakaşalar, usule ilişkin duruşmalar, ertelenen kararlar-hengâmenin tamamı dengesiz, iyi bağlanmamış bir sıcak hava balonu gibi yargı hiyerarşisinin içinde ağır mı ağır yükseliyordu. Anne baba anlaşamıyorsa hukuk istemeye istemeye de olsa kararı vermek zorundaydı. Fiona bir nükleer bilimcinin ciddiyeti ve işleyişe bağlılığıyla mahkemesine başkanlık edecekti. Aşkla başlayan ve nefretle biten bir süreç hakkında hüküm verecekti.”s.32-33. 🪶“Adam esasen hala çocuk Mr. Henry, sizin vesayetiniz altında.Dolayısıyla ben sizin fikrinizi değiştirmek istiyorum.Dışlanmaktan korkuyor, kullandığınız terim bu, değil mi? Sizin ve ihtiyarların istediğini yapmazsa dışlanır. Bildiği, tanıdığı tek dünya, yaşamayı korkunç bir ölüme tercih etti diye ona sırtını döner. Bir delikanlı için özgür bir seçim mi bu?”s.61. “Fiona’ya öyle geliyordu ki, 2012 yazının sonunda Büyük Britanya’da evlilikler ve birliktelikler bir gelgit dalgasına kapılmışçasına dağılıyor, dertler kabarıyor, koca evler dalgaya kapılıp sürükleniyor, mülkler ve umut dolu hayaller savrulup gidiyor, güçlü bir yaşama güdüsüne sahip olmayanlar boğuluyordu.”s.94. “Yüz milyon yıl sonra, okyanusların büyük bölümü yermantosuna gömülmüşken,atmosferde bitkileri yaşatacak kadar karbondioksit kalmamışken ve dünyanın yüzeyi cansız, kayalık bir çölden, dünyayı ziyaret eden uzaylı bir jeolog uygarlığımızdan kalma hangi kanıtları bulacaktı?Yerin birkaç metre altında, kayalardaki kalın, koyu renk bir çizgi, bizleri önceki her
(Çev:Roza Hakmen).Yapı Kredi Yayınları.İstanbul.·Kitabı okudu
Doğrudan Alıntılarım
“Amacımız, yaşlılığımızın geri kalan, akşamı hafif serin günlerini orada sükunet içinde, çiçekler ve kitaplar gibi hayattaki küçük, huzurlu şeylerle geçirmekti.”s.10. ‍“Ponto’yu yürüyüşe çıkarmayı ya da onunla ilgilenmeyi ihmal etmesinin sebebi en azından kötü niyet ya da duygusal sadakatsizlik değil, sadece bütün duyuları, düşünceleri ve duygularıyla tek bir meselede kaybolan, çok tutkulu ve neredeyse monomanik tabiatlı bir insanın dağınıklığıydı.”s.33 “Bir hayvanın bakışı en zor anlarda bir insanınkinden çok daha etkili, neredeyse diyebilirim ki konuşkan olabilir; çünkü biz duygularımızın, düşüncelerimizin çoğunu, bunları aktaran kelimelere havale ederiz, buna karşılık konuşma becerisi olmayan hayvan bütün ifadeyi gözbebeklerinde toplar.”s.37.
(Çev: Esen Tezel).Can Sanat Yayınları.İstanbul·Kitabı okudu
Doğrudan Alıntılarım
“Soru sormak bir taşı harekete geçirmek gibidir.”s.6. “Vicdansız olanı, dürüst ikizinin arzuları be vicdan azabından kurtularak bildiğini okuyabilir; vicdanlı olanı da, haz duyduğu iyi şeylerle uğraşarak ve yabancısı olduğu bu kötülük yüzünden artık utanca ve pişmanlığa boğulmadan, kendi yolunda kararlılık ve güvenle dimdik yürüyebilir. Bu iki uzlaşmazın birbirine bağlanmış olması, bu uyuşmaz ikizlerin bilincin acılar içindeki yatağında durmadan savaşıyor olmaları, insanlığın tepesine çökmüş bir lanetti.”s.65-66. “Sis, sokak lambalarının yakutlar gibi ışıldadığı boğuk kentin üstünde hala uyukluyor ve bu alçak bulutların sarıp sarmalayan örtüsü altında, kent yaşamı anacaddelerde müthiş bir rüzgar gibi uğuldayarak hala akıp gidiyordu.”s.32. “Eh, neyleyelim, güzel bir hayat yaşadım; sevdim hayatı; evet, arkadaş, sefasını sürdüm bu hayatın. Bazen düşünüyorum da, bu âlemden kâm almışsak gözümüz arkada kalmamalı.”s.36-37. “Aklını mı kullanacaksın, yoksa merakının rüzgarına mı kapılacaksın?”s.62.
(Çev:Celal Üster).Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.İstanbul.·Kitabı okudu