Zira Freud öncesi bilimin esas ve değişmeyen görüşü şöyleydi: Bu bilinçaltı dünyası, tamamen pasif, bütünüyle eylemsiz, ömrü sona ermiş ve soyu tükenmiş bir yaşam, unutulmuş bir geçmiş ve bu nedenle de günümüz zihinsel dünyasına herhangi bir etkisi ve katkısı olmayacak bir dünyadır.
Freud ise; bu görüşün tam karşısına kendi fikrini dikiveriyor: Bilinçdışı, ruhsal yaşamın arka bahçesi ya da çöplüğü değildir, aksine sadece ufacık bir parçasının bilincin aydınlık alanına ulaştığı ana maddenin ta kendisidir.
Kayalıkların yerine gençliğini mi koydu da içlendi, yoksa çocuğunun gözleri önünde emeklemek mi ağırına gitti bilemiyorum ama birkaç defa hıçkırdı böyle bakarken.