Günlük yaşamımızda ve çevremizde, doğanın dünyasına ait olmayan şeyler bulunmaktadır; bunlar birtakım renkler ve biçimlerdir, diğer insanlardır, bilinç alanımızdaki izlenimlerdir ve bu izlenimler, çok uzun zamandır bilmediğimiz ve içimizden -fizikçi, astronom ve biyolog dahil- hiç kimsenin varlığını ve genel niteliğini reddedemeyeceği yasalara göre yinelenmekte veya yenilenmektedirler.
...
Oysa, çoğu kez, son derece az bir bilgi düzeyinden hareketle akıl yürütüyoruz; belirsizin bilinmesi olarak doğru bir şekilde adlandırdığımız bilimler, bunları karşılamaktadır. Aslında, cahillik ve bilimsel kesinlik arasında, bilmeme ve bilim arasında bir sürü iyi belirlenmemiş olgu vardır; burada herhangi bir yöntemle belirsizliği azaltmaya yönelik çaba, birtakım örnekler üzerinde aşırı sınırlandırıcı varsayımlara dayanarak uzlaşımsal yöntemlerle elde edilmiş sonuçların doğru bir şekilde işlenmesinden çok bir olabilirlikler alanı oluşturan koşullara ve varsayımlara açılmayı sağlamaktadır.
...
Kısacası, iddiaların ortaya atıldığı sıradaki sınırlayıcı kanıtları çoğu kez unutuyoruz. Bu "biz" sözcüğü, sadece "geniş kitleyi değil, aynı zamanda, bizzat bilimi üreten hakikat işçilerini de kapsamaktadır; bunlar kendi özel alanlarında düşüncelerinin ve kendilerinin hâkimi olmakla birlikte, yaşamlarının geri kalan kısmında gelip geçici iddiaları ve eğreti aklı olan varlıkların daha az onurlu durumuna düşmektedirler; zira ,ölçülmüş belirsizlikler içinde yaşamaktansa, sahte kesinlikler içinde yaşamak daha elverişlidir.