Biliyorsun, insan burada en çok değişik seslere ihtiyaç duyuyor; güçlü gösterecek, umutsuzluğunu dindirecek, başka bir hayatın var olduğuna inandıracak seslere. Hani gardiyan kapıyı açmadan önce anahtarların sesini duyuyoruz ya, işte o sestir bence edebiyat. Kapıyı açıyorum demez gardiyan, anahtarları şangırdatır. Siz ses değil, gardiyan güzel olsun, anahtar iyi olsun, kapı görkemli olsun istiyorsunuz. O sesin hangi kapıları açacağını umursamıyorsunuz.
Ağabeyim ve yengemin biraz da olsa rahat etmesi veya yeğenimin terbiye edilmesi için acı çekmesine izin veremezdim. Düzeltilmesi gereken bir şey varsa, ebeveynlerinin toplum, medya ve iktidar tarafından şekillendirilen algılarıydı.
Öyle günler olur ki türlü aksiliklerle bezenir. Neyi tutsanız elinizde kalır ya, işte öyle. Bir kez suratınızı asmaya görün o aksiliklere, ardı arkası kesilmez artık. Evrene gönderdiğiniz yanlış mesajların sonucudur bu. Kim bilir belki de yemiştir o mesajları tombul bi' uzaylı :) Her neyse, konumuz o değil. Siz ne kadar aksilik görürseniz görün ağaçların güzelliklerini görmeyi de ihmal etmeyin. Çünkü bir sabah uyandığınızda o elinizden çıkmak bilmeyen akmalara rağmen, tam da o noktayı özlerken buluveriyorsunuz kendinizi. Keşke fotoğraflar gibi saklayabilsek bazı günlerin kokusunu da. Neşesini de. Kahkahaları ve içten gülümsemeleri de. Ha bir de; size böyle günler yaşatan kim varsa, ne varsa sıkı sıkı sarılmayı ihmal etmeyin. Hadi bugün sevgimizi ve özlemimizi gösterme günümüz olsun. Tek tek isim sayamayacağım kadar çok olan geçmişte ya da bugünde birlikte en az bir kez olsun birlikte güldüğümüz, bir şeyler paylaştığımız kim varsa; iyi ki varsınız. Bugünkü huzurumun mimarı sizsiniz ve yürekten bir teşekkürü hak ediyorsunuz. Bunun karşılığında günleriniz hep güzel geçsin.