Yazma hastalığı ile iyileşmeye çalışmak benim için tek çare oldu. Bir arınma yolu sayılamaz bu Hamdi Bey, farkındayım, ama ben de kendi güzergahımda başka bir çarenin peşine takılamayacak kadar geciktim, baştan beri.
Refah toplumları, açık hava heykel sergilerinin ve sonsuz tüketim çarklarının ardında, yeryüzünde başka toplumlardan çektikleri kanın yanısıra vantuzlarını kendi acizlerinde de deniyorlar, coşkum ipi kopmuş bir uçurmaya dönüşüveriyor. Geçen gece, yok dün gece, Soeur Emmanuelle'i dinledim TV'de: “Kahire’deki gecekonduların fakirleri yalnızlıktan ölmüyorlar," diyordu: ”Burada insanlar terkedilerek kuruyor, kurutuluyorlar."
Milyonlarca halk bedenen, ruhen, fikren ve ahlaken çürüyor da, hiç kimse bu kokuşmuşluğu görmüyor. Herkesin karakteri bozulmuş veya herkes bu yozlaşmışlığa alışmış da bunu doğal bir durum sanıyor sanki. Ama bu böyle mi olmalıdır?