Jack London: Martin Eden
Anton Çehov: Altıncı Koğuş
Yusuf Atılgan: Aylak Adam
Jose Saramago: Körlük
Stefan Zweig: Mecburiyet
Virginia Voolf: Kendine Ait Bir Oda
"Şu güneşin altındaki hiçbir sebep yokken sadece türdeşlerim çoğunluk olarak onu beğeniyor veya beğenilmesi gerektiğine inanıyor diye o beğeniyi benim de taklit etmemi gerektirmez. Hoşlandığım ya da hoşlanmadığım şeylerde modayı takip edecek değilim."
Büyük yazarların, usta şairlerin yaptığı da aynen buydu işte. Onların birer dev haline gelmelerinin nedeni de aynı şeydi. Düşündüklerini, hissettiklerini ve gördüklerini nasıl ifade edebileceklerini biliyorlardı.
İnsan denilen canlının zihninde yer etmiş olan; kendi renginin, inancının ve siyasetinin en doğrusu, en iyisi olduğuna ve dünyanın dört bir yanına dağılmış diğer tüm insanların kendisinden daha talihsiz konumlara sahip olduğuna inanmasını sağlayan o yaygın dar görüşlülük, Ruth`da da vardı.
Eski çağlarda kadın olarak yaratılmadıkları için Yahudilerin Tanrılarına şükretmesini sağlayan, modern dönemdeyse, başka tanrıların yerine yeni bir tanrı koymak için misyonerleri dünyanın en ücra köşelerine gönderen şey, işte bu dar görüşlülüktü.