İnsanlar arasındaki etkileşimde bazen susmak derin anlamları barındırabilir. Sessizliğin çığlığı vardır derler; bilinmez, görülmez, duyulmaz lakin insanın içini kemirir.Sussan olmaz susmasan hiç olmaz. Öyle kalırsın biçare kendi içine açılır kapıların, kendinle kaldıkça da susmalar diyarına doğru yola çıkarsın.Aslında bilirsin her susmanın ardında bir sırrın derin yankısı bulunur. Sırlar, susmalar, pişmanlıklar, hatalar gün yüzüne çıkar , susma diyarının sonunda. İşte bu kitapta aile sırları anlatılıyor ama öyle bir anlatılmış ki herkesin bakış açısını görebiliyorsunuz.
Herkes hikayesini kendi ağzından bir güzel anlatıvermiş pat pat yalansız ve en sade şekilde. Birbirinin cümlelerini devam ettirerek ilerliyor kitabımız. Ve bana şunu gösterdi ki aslında ne denli farklı düşünüyormuşuz biz dedim. Bazen olaylara tek kendi bakış açımızla bakabilmemiz beni hep tedirgin etmiştir ve hep sormuşumdur kendime, acaba karşıdaki insan ne düşünmüştür. Buna empati deniliyor sanırım. Empatinin gerekliliğini bu kitapla çok daha fazla gördüm. Ve bazen her olayın başlangıç ve sonuç nedenlerinin farklı olabileceğini de . Hep derler ya hayr görünende şer şer görünen de hayr olabilir. Bir insanı anlamanın ne denli önemli olduğunu da farkettim. Aslında hepimiz insanız iyisiyle kötüsüyle, doğrusuyla, yanlışıyla . Her bir karakter kendini anlattığında, aslında farkettim ki hepsinin kendine göre belli sebepleri var. Sırların altında yatan kendileri için aslında mantıklı durumlar psikolojik savaşlar var.
Kitapta bir diğer anlatılan olay ise “sevgi” aslında “sevgisizlik”. Dünyada sorun oluşturan çoğu olayın sebebinin sevgisizlikten kaynaklanabileceğini düşündünüz mü hiç ? Ben çok düşündüm, daha doğrusu düşünmemem mümkün değildi. Özellikle çocuklarla çalışırken bu pek mümkün görünmüyordu. Öyle