Merube

Merube
@Merveyedairhersey
Güle dair bir neden yok, gül açar, çünkü açar Ne gözetir kendini, ne görülmek arzular…
“Eksiğiz, her birimiz”
Puan vermedi·592 syf.··
2024 21. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 29 Ocak 2024 20:58
Kitabın kapağını kapattım. Baktım ortalık çok dağınık… Gelenim gidenim çok olur benim, ortalığa saçılan düşüncelerimi toplayıp halının altına süpürdüklerimle beraber sonsuzluğa uğurlamam lazım. Boş ver dedi içimdeki ses, bırak dağınık kalsın. Aklındaki soru işaretlerini de alıp ters çevirip kapının arkasına takıverirsin dedi, nolurdu? Sahi bırakabilir miyim, bırakabilir miydik? Bize dayatılan düşünceleri bir köşeye bırakıp, bütün gözler üzerimizdeyken kalabalıkların içerisinde, gerçek benliğimizi yaşayabilir miydik ? Kalabalıklar içerisindeki yalnızlığımızı görürdük kim bilir… Hep bir anlaşılma kaygısı , hep birilerini anlama telaşı. Bir hissizlik ki sorma gitsin. Küçükken öğrenmiştik elimizi sobaya değdire değdire, cıss , sıcağa çok yaklaşırsan yakar seni. Bir kere öğrendin mi unutmazsın derdi büyükler. Bırak değdirsin, değdirsin ki öğrensin neyi yapıp neyi yapmaması gerektiğini. Her şey böyle öğrenilmek zorunda mıydı, deneyimleyerek öğrendiğimiz şeylerin acısıyla korka korka yaklaşmak zorunda kalmıyor muyduk oysa ki ? Yaşamaya korkuyorduk. Sonrası meçhul. Bu geçmeyen hissizlik… Kitabı okuyanlar diyecek ki bu inceleme şimdi burada ne alaka? Ben de bilemiyorum tabi alakayı. Kitap beynimin öyle hücrelerine seslendi ki, susturamadım kelamımı aktı, gitti işte… Tarih kitaplarına yaklaşırken elim hep bi gider bi gelir, tarihi çok severim yanlış anlaşılmasın. Sadece bazen böyleyimdir, tarihi kitaplara karşı içimde önleyemediğim bir geri çekilme durumu var. Bunu bu kitapta da yaşadım bir de 600 sayfaya yakın kalın bir kitap olması da etkilemedi bu durumu diyemem. 600 sayfaya yakın olmasına bakmayın derim elinizden düşüremiyorsunuz, bi başladınız mı sonunu getirene kadar okuyayım istiyorsunuz, bittiğinde ise şu bendeki hal gibi ruhunuz eksik kalıyor. Akilah Azra Kohen den okuduğum ilk
Edebiyat
Gör BeniAkilah Azra Kohen · Everest Yayınları · 202019,3bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Ben yazarken ağladım, okurken de sen ağla…
10/10
··
Beğendi
“Ben yazarken ağladım, okurken de sen ağla.” Kitap bitti ama beni de bitirdi , her öyküde ayrı hüzünlendim, gözlerim doldu ve en başta da yazdığı üzere, Şermin Yaşar yazarken ağlamış ben de okurken ağladım. Hem bu kadar bilindik hayatın içinden bir yerlere seslenip hem bu kadar hüzünlendiren hikayeleri bir arada görmemiştim, öyle bir kaleme alınmış ki Şermin Yaşar ’ı görsem önünde saygıyla eğilir ve sarılırdım, heybende ne çok yük taşımışsın derdim ve bunları sözcüklerle bizlere ne güzel iletmişsin, o derece çok etkilendim ve beğendim. Her hikayesi beni ayrı etkiledi etkilemesine lakin en çok etkileyenlerden birisi kaçırılırken kaybettiği ayakkabısının tekini, baba evine yıllardan sonra döndüğünde duvarda asılı halde görmesiyle kendini hem kaybedip hem bulan Fehime hala ile resmen darmaduman oldum diyebilirim. Öyle içime işledi ki hala derinlerde bir yerde bir tarafım Fehime halanın yaşadıklarına isyanlı, onun bağıramadığı sesi sanki içimde yankılanıyor, hüznünü, öfkesini bir yerlerde yaşıyorum. Eğer ki okursanız- ki mutlaka okumalısınız- içinizde bi yerlerde sizi de sarsacağına eminim. Kitabın son öyküsünü Şermin Yaşar kaybettiği eşinden sonra hissettikleri üzerine yazmış bu kısmı da işin aslı duygusaldı. Kayıpları, onun deyimiyle göçüp gidenleri, giderlerken içimizde yer alan yoksunluklarını çok derinden hissettim. Onun gibi ben de dedim. “Zamanla geçer diyorlar demesine, bu zamanla geçer tam olarak ne kadar bir zaman ?” Göçüp giden insanların içimizde yarattığı yoksunlukları geçirecek belli bir zaman dilimi yok bence. Sadece üstünü örtüyle kapatıyoruz işte o kadar. Yürüdüğünüz yolları, gezdiğiniz mekanları, hissettiğiniz duyguları unutmaya yetecek herhangi bir zaman dilimi var mı pek sanmam. Zamanın örtüsünü üstüne örter sadece gizlersiniz o kadar. Acılar hafifler
1000Kitap
Göçüp Gidenler KoleksiyoncusuŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202413,2bin okunma
“Çaylar değil artık dertler demleniyor.”
Puan vermedi·218 syf.··
2024 16. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Ocak 2024 16:14
“Çaylar değil artık dertler demleniyor.” Ne çok dert biriktirdim hepsi içime aktı Yazmak istedim yazamadım,konuşmak istedim olmadı Sustum ben de Susmak içine kusmakmış oysa Bilemedim, bilseydim susmazdım. Özenli ve güzel bir paketleme ile elime aldım kitabı. Bu konuda yazarımız Oğuz Yılmaz’a emekleri ve özeni için teşekkür edemeden geçemeyeceğim. Özellikle kahve ve çikolata detayı ben gibi kahveci olan insanları çok mutlu edecektir diye düşünüyorum. “Sonuçta her ruh kendi kitabını kendi seçer hatta bazen kitap gelir o ruhu seçer.” demiş yazarımız Oğuz Yılmaz, çokta haklı demiş. Bazı zamanlarda kitaplardan başka sarılacak dost, güvenebileceğin sırdaş, aklını dağıtacak etkinlik bulamayabiliyorsun. Seni bambaşka diyarlara bambaşka insanların hikayelerine sürükleyerek öyle bi dağıtabiliyor ki kafanı. Bazen tedavi ediyor bazen hüzünlendiriyor, bazen güldürüyor, bazen hepsini birden yaşatıyor sana. “Kılavuzun Pusulası” uzun zamandır okumayı düşündüğüm bir kitaptı lakin bir fırsat bulup okuyamamıştım, her şey zamanını bekler derler benim de okuyacağım vakit bugünlermiş diyebilirim. Kitaptaki olaylar üniversite için başka bir şehirde hayata tek başına tutunmaya çalışan Orkun isimli karakterimiz üzerinden işleniyor. Bu kısımlarda kendi üniversite zamanlarımı düşünmeden edemedim. Orkun gibi bende başka bir şehirde üniversite hayatı yaşadım onun aksine ben küçük bir şehirden çok daha büyük bir şehirde hayata tutunmaya çalıştım. Kolay mıydı derseniz ? Elbette ki hayır. Yaşadığım şehirde toplu taşıma kullanma gereksimi dahi duyulmazken, üniversite okuduğum şehirde bir yerden başka bir yere gidebilmek için bazen birden fazla toplu taşımayı art arda kullanma gereksinimi duyulabiliyordu. Karmaşık otobüs hatları, düz mantıkla işlemeyen caddeler, kalabalık insan toplulukları… Her
Edebiyat & Roman
Kılavuzun PusulasıOğuz Yılmaz · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 2022312 okunma
Çok Bilmek İyi mi? Söyleme Bilmesinler …
Puan vermedi·200 syf.··
2024 14. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Ocak 2024 19:48
İnsanlar arasındaki etkileşimde bazen susmak derin anlamları barındırabilir. Sessizliğin çığlığı vardır derler; bilinmez, görülmez, duyulmaz lakin insanın içini kemirir.Sussan olmaz susmasan hiç olmaz. Öyle kalırsın biçare kendi içine açılır kapıların, kendinle kaldıkça da susmalar diyarına doğru yola çıkarsın.Aslında bilirsin her susmanın ardında bir sırrın derin yankısı bulunur. Sırlar, susmalar, pişmanlıklar, hatalar gün yüzüne çıkar , susma diyarının sonunda. İşte bu kitapta aile sırları anlatılıyor ama öyle bir anlatılmış ki herkesin bakış açısını görebiliyorsunuz. Herkes hikayesini kendi ağzından bir güzel anlatıvermiş pat pat yalansız ve en sade şekilde. Birbirinin cümlelerini devam ettirerek ilerliyor kitabımız. Ve bana şunu gösterdi ki aslında ne denli farklı düşünüyormuşuz biz dedim. Bazen olaylara tek kendi bakış açımızla bakabilmemiz beni hep tedirgin etmiştir ve hep sormuşumdur kendime, acaba karşıdaki insan ne düşünmüştür. Buna empati deniliyor sanırım. Empatinin gerekliliğini bu kitapla çok daha fazla gördüm. Ve bazen her olayın başlangıç ve sonuç nedenlerinin farklı olabileceğini de . Hep derler ya hayr görünende şer şer görünen de hayr olabilir. Bir insanı anlamanın ne denli önemli olduğunu da farkettim. Aslında hepimiz insanız iyisiyle kötüsüyle, doğrusuyla, yanlışıyla . Her bir karakter kendini anlattığında, aslında farkettim ki hepsinin kendine göre belli sebepleri var. Sırların altında yatan kendileri için aslında mantıklı durumlar psikolojik savaşlar var. Kitapta bir diğer anlatılan olay ise “sevgi” aslında “sevgisizlik”. Dünyada sorun oluşturan çoğu olayın sebebinin sevgisizlikten kaynaklanabileceğini düşündünüz mü hiç ? Ben çok düşündüm, daha doğrusu düşünmemem mümkün değildi. Özellikle çocuklarla çalışırken bu pek mümkün görünmüyordu. Öyle
Edebiyat & Roman
Söyleme BilmesinlerŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202524,3bin okunma
Kalanlar - Gidenler
Puan vermedi·108 syf.··
2024 13. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 13 Ocak 2024 12:47
Bu kitap “Kalanlar” ile başlıyor. Bize kalanların ruhunda gidenlerin açtığı yoklukları, doldurulmayan taraflarını anlatıyor. Sahi gitmek mi zor olandı kalmak mı ? Hala çözümlenmeyen ve bence asıl bırakamayan için zor olan bir denklemi hayata getiren bir durum bu. İlk öyküde kalanın bakış açısından anlatsa da bana kalırsa giden için de hayat şahane ilerlemiyor. Ama bazen gitmek gerekir, kalanın da kalması lazımdır. Ve üzüntü duymak da her şey kadar normaldir ve bu bir süreçtir. “Son Bir Çay” da bitmiş bir ilişkinin olmaması gerekirken belli üzüntüler altında tekrar depreştiği bir durum var. Lakin olmaması gerekiyor bunun farkında olupta bırakamayıp gidemeyen insanları temsil ediyor, bazen merhamet en büyük yüktür insana. Bir bağırsan, çağırsan kussan içindeki öfkeni hafifleyeceksin lakin kırmamak için susarsın, sustukça kendi özüne yabancılaşırsın. “Son Bir Çay” da insanlar arasında ne yaşanırsa yaşansın, insan olmanın gerekliliğinin temel alınması gerektiğini anlatıyor. “Annemin Çadırı” ile yakın zamanda da ülkemizde meydana gelmiş ve izleri hala silinmemiş ve uzun yıllar da silinemeyecek olan bir deprem felaketi sonrasını anlatıyor. Bazen bir evi ev yapanın eşyalardan ziyade insanlar arasındaki bağ olduğunu ve o bağı kuramamışsan aslında aile kavramının o dört duvardan ibaret olmadığını gözler önüne seriyor. “Görüşürüz” de bir babanın çocukları üstündeki etkisine değiniyor. Bazen bir rüya ile içimizde kalan kırgınlıkların nasıl dışavurduğunu, sanki önemsizmiş gibi gördüğümüz olayların aslında içimizde nasıl yer ettiğini anlatıyor. Bazen geç olmadan bilmek gerekir bazı şeyleri. Geç olmadan konuşmak ve dinlemek. “Kız Kardeşim Handan” da yalnız kaldıktan sonra iki kız kardeşin hayata tutunuş tarzlarını anlatıyor. Rollerin nasıl değiştiğini, eksikliğini hissettiğimiz
Edebiyat & Roman
Nohut OdaMelisa Kesmez · İletişim Yayınları · 201910,5bin okunma