Mehmet Can

Mehmet Can
Yusuf’un gömleği…
İyiliğin bir nedeni varsa, iyilik değildir artık o. Sonucu, yani ödülü varsa iyilik olmaktan çıkmıştır. Öyleyse iyilik, neden ve sonuçlar zincirinin dışındadır.
Edebiyat
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?

Mehmet Can

, bir kitap okudu
9/10
·1035 syf.·
17 günde okudu
·
2023 43. kitabı
Lev Tolstoy
8.5/10 · 55,7bin okunma
Sonsuz Huzur
Sonra da sözüne devam etti: "Neyse, kısa keselim, çünkü canımı sıkıyorsun. Neden geldin?” “Beni o gönderdi.” “Bana ne söylemeni emretti, köle?” Öfkesi gitgide artan Matta Levi, “Ben köle değilim," dedi. “Onun öğrencisiyim.” “Her zamanki gibi, ayrı dillerde konuşuyoruz,” diye söylendi Woland. “Ne var ki, sözünü ettiğimiz şeyler bir türlü değişmiyor. Ne istedi?..” “Usta'nın eserini okudu, onu yanına almanı ve huzurla ödüllendirmeni diliyor. Yapabilir misin bunu, yoksa senin için çok güç bir iş mi, kötülük perisi?” “Benim için hiçbir şey güç değil, bunu sen de iyi biliyorsun,” diye karşılık verdi Woland. Bir an sustuktan sonra ekledi: “İyi ama neden kendi yanınıza, ışığın içine almıyorsunuz onu?” Levi, üzüntülü bir tavırla, “Işığa değil, yalnızca rahat ve huzura hak kazandı,” cevabını verdi. “İsteğinin yerine getirileceğini ona söyle," dedi Woland, sonra gözü birden parlayarak ekledi: “Sen de hemen yıkıl karşımdan.” Levi, ilk kez yalvarırcasına, “Usta’yı seven, onun için acı çeken o kadını da yanınıza almanızı diliyor,” dedi. “Sen olmasaydın aklımıza gelmeyecekti! Kaybol bakalım.” Matta Levi kayboldu. Woland, Azazello’ya yaklaşmasını işaret etti, sonra emir verdi: “Oraya uç ve gerekeni yap.”
Sayfa 555 - Usta·Kitabı okudu
Edebiyat
Cesaret
“ — O zaman şunu anladım, Sonya. İktidar, ancak eğilip onu almak cesaretini gösterenlere verilir. Bir tek şey söz konusuydu burada, cesaret! Böylece hiç kimsenin, hiçbir zaman düşünmediği bir şey geldi aklıma! Evet, hiç kimsenin! Bütün bu saçmalıkların yanından geçerken, hiç kimse bunları kuyruğundan tuttuğu gibi, “cehenneme kadar yolunuz var,” deyip fırlatıp atmaya cesaret edememişti; evet, gün gibi açıktı bu! Ne kimse cesaret edebilmişti böyle bir şeye, ne de şimdi eden vardı! Ben… işte bu cesareti göstermek istedim ve… öldürdüm… Ben yalnızca cesaret göstermek istedim, Sonya, hepsi bu!”
Sayfa 779 - Rodion Romanoviç Raskolnikov·Kitabı okudu
Edebiyat
Bir tek kelime
“Bütün hayatınca konuştu. Sonunda tutunamayanlar diye bir söz çıkarabildi ortaya: bir tek kelime. Çoğul bir kelime. Unutamadığı bazı insanları birleştiren bir kelime. Bu sefer, düşüncesini Süleyman Kargı’dan başkasına açıklamadı. Süleyman da kimseye söylemedi. Bütün hayatınca tutunamayanlardan kaçtığını sezer gibi oldu. Kendisine de bulaşmalarından korktuğunu anladı. Onlara yapmış olduğu bu haksızlığın ıstırabıyla kıvrandı. Onların gerçek temsilcisi olmak için eline çok fırsat geçmiş olduğunu ve bu fırsatları kaçırdığını anladı. Bu düşüncelerinden de kaçmaya çalıştı. Bütün hayatınca düşüncelerinden kaçmıştı. Son olarak odasına sığındı. Kapıyı kapattı. Sesleri duymaz, görüntüleri görmez oldu. Yemek yemez, içki içmez oldu. Dostundan kaçar, düşmanını bilmez oldu. Sığındığı son yerde de onu buldular. Yerini tespit ettiler. Bütün tanıklar dinlendi. Savunmalar alındı. Gereği düşünüldü. Hiçbir etki altında kalmadan bağımsız olarak karar verildi. Adam kapıyı açtı, içeri girdi ve tabancasını çıkararak ateş etti.”
Sayfa 866 - Canım Selim·Kitabı okudu
Edebiyat