“Muhterem hâkimler; şeriat İslamiyet’in kendisidir. Elbette ki, her mü’min şeriatı istemek mecburiyetindedir. Bu, imanın iktizasıdır. Yalnız bir şeyi istemek başka, yapmak başkadır. Ben oturduğum evi beğenmeyebilirim. Daha iyi, daha geniş bir eve çıkmak isterim. Bunu istemek başka, yapmak başkadır. İstemeye mani olmak vicdan hürriyetiyle kabil-i kıyas değildir. “
Hakim :
“Peki şeriat isteğinizi ne zaman tatbik sahasına koyacaksınız?”
“Durum buna müsait olduğunda... Yani kan dökülmeden! Çünkü şeriata göre: ‘Bir gemide 100 kişi olsa, bunun 99’u cani olup ölüme mahkûm ve biri de masum olsa, o gemi batırılamaz. Gemiyi batıran katil olur. Aynen öyle de: Bir İslam memleketinde bir kişinin kanı aksa, o maktülün annesi babası, çocukları masumken, suçsuzken onları ıstıraba gark etmiş oluruz ki, bu şeriata aykırıdır.