Gerçek odur ki,okulların yüksek sınıflarından,köy odalarından kalıplarına kıyafetlerine bakarak çocuklar getirdiler. Bunlar, evet,sırasında,korkudan altlarına işemişler ama içlerinde korkunç bir cesaretle ölümü alaya alanlar, onunla bir köpek yavrusuymuş gibi şakalaşanlar çok vardı. Harp uzun sürdü. Bu memleketin eli silah tutanlarından pek azı cepheyi görmemiştir. Yani hepimiz cephe denilen kıyameti yakından tanıdık. Kan gövdeyi götürür mü? Gövdeyi değil kasabaları temelinden söküp sürükledi. Biz bıkıp usanıncaya kadar kan, yara, kahramanlık, korkaklık gördük. Bunları o kadar kanıksadık ki bu dünyada imreneceğimiz pek az kahramanlık, ayıplayamacağımız pek az tabansızlık kalmıştır. Yalnız bir nesil değil, bu memleketin üç nesli bir çeşit filozof oldu.
Bir büyük sanatçı yetişmeli. İnönü mağaralarının duvarlarına kaba taslak muharebe resimleri oymalı. Ama kalın pazılı pehlivanlar değil, İnönü'nde vuruşmuş, hatta bir gözü köyüne kadar kaçmaktayken zafer kazanmış gerçek insanları... Birçok savaşçılar zaferleri insanlardan aşırıp, yorulmaz, ağlamaz, ölmez devlere mal etmek alçaklığını neden yapagelmişlerdir? Yorulmayan, ağlamayan,ölmeyen olduktan sonra zaferin ne değeri kalır?
İnönü mağaralarının kara duvarlarına aydınlık resimler oymak gerek! Meçhul Asker Anıtını bu mağaralarının içine yapmalı! Seyre gidenler için elektrik yakmak isteez. Her köşeye birer çoban ateşi...
Milletlerin hayatında bazı kişiler,olaylar,yerler nasıl da umulmadık,hayale sığmaz bir önem kazanıyor. Eğer Dünya savaşında yenilmeseydik, İnönü belki daha beş asır herhangi bir köy olarak kalacaktı.
Kamil Bey bu eski kağıtları karıştırdıkça bir garip kedere kapıldı. Eski adamlar bütün davranışlarını dine uydurmaya uğraşmışlardı. Yürüyen ve değişen hayatı donmüş kalıplara uydurmaya çalışmaktan daha zavallı bir iş olur mu? Zamanın hâkim sosyal fikri (din) olduğu, herkes servetini, canını, şerefini ona bağladığı halde, onu kurtarıp yaşatalım derken nasıl da kolayca berbat etmişlerdi. İşte her vesika, her ferman, her kadı mahkemesi hükmü, dini, başka başka kazançları alet edebilmek için, akıl almaz şeriat hileleriyle dolu...
Kamil Bey, o zamana kadar bir türlü anlayamadığı bazı şeylerin sebeplerini şimdi bulmuştu. Sözgelimi İstanbul'u dolduran büyük camilerin yanına neden böyle sürü sürü cemaatsiz mescit yapılmış? Devrin, bir fermanla baş kesip aynı fermanla bütün bir serveti yağma etmek düzenine çare bulmak için...
Her vakıf din perdesi altında garanti edilmiş bir servetten, güvene alınmış bir mirastan başka bir şey değil...
İnsanın kendisi, bir ülkü uğrunda ıstırap çekmez ve ölmezse korkun, çünkü tek nitelik, insanın temelidir ve bu tek nitelik insanı evrendeki bütün öteki şeylerden ayırır.