savaş karşıtı zihinleri okumayı çok seviyorum. kurt vonnegut 2.dünya savaşında amerikan ordusuna yazılmış ve almanlara esir düşmüş.
savaşın bitmesine az zaman kala dresden’de diğer esirlerle birlikte kullanılmayan bir mezbaha dolabında tutulurken abd nin attığı binlerce yangın bombasıyla yerle bir olan 60.000 sivilin ö*ldüğü olaydan kurtulan az sayıda insandan biri.
başından geçenleri yazabilmek için uzun yıllar uğraşıyor ve 1969 da billy pilgrim karakteri üzerinden mezbaha beş romanı ortaya çıkıyor.
bir trajedi trajik hissettirmeden fakat durumun vehametini vererek nasıl anlatılır derseniz tam da vonnegut’un anlattığı gibi olur derim.
billy pilgrim savaş bitip evine döndükten sonra bir noktada bildiğimiz anlamda zamanın akışından kopuyor ve anlatı zamansal bir sarmala giriyor. mezbaha beş, hayatın zaman parçaları üzerine düşünmek için olanak sunan bir roman.
bir de billy pilgrim’in uzaylılar tarafından kaçırılma hikayesi var. uzaylıların insanlığa dair yargılarını okumak da bizim pek çok kaotik saçmalığımıza ve yıkıcı düzenimize dair düşündürüyor.
hikaye aslında zor, can sıkıcı ve fakat vonnegut gerilmeden okunup güzel hatırlanacak bir roman yazmış.
savaş karşıtı her insanın bende özel bir yeri var. vonnegut’ta onlardan biri.
zabel yesayan’ın dediği gibi “savaşın kaçınılmaz bir gereklilik olduğunu kabul etmiyorum ” ve kurt vonnegut’un dilediği gibi barış üstümüze olsun
Mezbaha BeşKurt Vonnegut · Can Yayınları · 20212,151 okunma
beni duygulandıran, duyduğumu yaygınlaştıracak kadar duygulandıran, bırakmaktır. hiçbir şeyi hazırlamadan, belki de en gereksiz ve yanlış anda bırakmak.” bırakma anı”nın bırakılanlar ne denli bırakılası olsalar da, bırakanı sevindirmeyeceğini, yüceltmeyeceğini bilmektir. o anda kendisiyle yalnız kalanın; bu yeni düşman karşısında, bir yığın ahmak yüzünden tanıma fırsatını hiç bulamadığı kendi karşısında duyabileceği dehşettir. önemli gösterilebilecek bir eylemin ardından; başkalarının yanlışlarının o ana dek gölgelediği kendi yanlışımımızın çırılçıplak kalışıdır.