Henüz okulunu bitirmemiş olanlara gelecekten sesleniyorum: okul bitip de öğrenci evinizi boşalttığınız zaman kitaplarınızı kimseye emanet etmeyin. Yılların birikimi bir apartmanın deposunda sel suları altında kalabiliyor sonra.
Körlük kitabının 2. Kitabı Görmek ,3. Kitabı Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş . Çoğu yerde devamı niteliğinde ya da devamı gibi deniliyor,yanılmayın direk devamı. Ben şans eseri Körlük okumaya başladım.
Körlük incelemem https://1000kitap.com/gonderi/232436059
Görmek incelememi okumaktasınız
Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş listemde,bende daha okumadım.
“Beyaz körlük” salgınından kurtulanlar “ Beyaz oy “ yani yapılan hükümet seçimlerinde boş oy kullandı %83 gibi yıkıcı bir çoğunluk “boşçular”…Tamda burada başlıyor konumuz… Halkının arasına ajanlar yollayan iç işleri bakanı, askerliğini yapmamış savunma bakanı,yeri geldiğinde iç işleri bakanı, yeri geldiğinde adalet bakanı olan BAŞKAKAN…Hükümetin birçok kez gülünç durumda kalacağı saçma bir ceza verme yöntemine geçilir. Hükümet kabinesi ve tüm bürokrasi bir gece yarısı konvoyuyla şehri terk eder; beyaz oy verenler “boşçuları” cezalandırılmak ister... Acaba cezalandırılmış olacaklar mı ? Saçmalıklar saçmaları bu bölümde başlar José Saramago bize “izahı olmayan şeylerin mizahını” saçmalıkları gösterir.
Seçilenlerin paranoyası ve halkın isteklerini anlayamamalar , halkın verdiği tepkileri başkaldırı,dış güçlerin kışkırtması,ve terörizm olarak algılaması ve gerektiğinde bombayı hükümetin patlatması!!! José Saramago daha ne anlatsın… “hiçbir şey güvenli değil,kimse güvende değil” S:287
“Kimi durumlar vardır ki hüküm suçtan önce yazılmıştır” S:246 buna rağmen “ Çöktüklerinde bile yürümeye devam eden insanlar vardır” S:316 “ Şu an biri ayağa kalkmama yardım etse minnettar kalırım”S:316 demeyin size,sizden başkası yardım edemez.
Görmek kitabı , Körlük kitabının bence çok gerisinde kalmış,sonuna doğru çok meraklandım oradaysa çok soru işareti ile kaldım. Belki de 3. Kitap için yapıldı ! Ve her türlü 3. Kitabı okuyacağım. Sonunda bir bütün olarak değerlendireceğim. Sizlerde
[...]
"Pereira" Portekizce'de "armut ağacı" anlamına gelir ve tüm meyve ağacı isimleri gibi bu da ibranice kökenli soyadlarından biridir, tıpkı ibraniceden gelen soyadlarının İtalya'da şehir adları olması gibi. Bu ismi seçerek Portekiz uygarlığında büyük bir iz bırakmış ve tarihin büyük adaletsizliklerine uğramış bir halka saygımı sunmak istedim. Ama beni bu ismi seçmeye iten başka bir sebep daha vardı, edebi bir sebep: Elliot'ın "What about Pereira?" (Pereira'ya ne dersiniz?) şeklindeki anlatımı.*
Elliot'ın bu eserinde iki arkadaş diyaloglarında, "Pereira" adında, hakkında hiçbir şey bilinmeyen gizemli bir Portekizli adamdan bahsediyorlar."
[...]
(*) Kitabın, İtalyanca aslının sonuna Tabucchi'nin yazdığı not içerisinden alıntılayıp çevirisini paylaştığım bu kısımda, T.S. Elliot'ın söz konusu eseri "Sweeney Agonistes" adlı dramdır. Oradaki Pereira sadece bir cümlede şu şekilde geçer:
DORIS: What about Pereira?
DUSTY: He's no gentleman, Pereira.
-_-_-_-_-
(Tabucchi'den okuduğum bu ilk kitabı, Livorno'da amaçsızca girdiğim bir kitapçıda gezinirken, orada çalışan adam önermişti bana. O şekilde öneriler itici gelir genelde ama bu defa öyle olmadı. Anadilim olmadığını da düşünürsek, beklediğimden çok daha başarılı bir öneri oldu diyebilirim. Satır aralarında ince göndermeler olan ama okuru da siyasetle boğmayan akıcı bir kitap.
Türkçesi de eminim iyi çevrilmiştir ancak kitabın adı öyle bir seçilmiş ki, o "İddia Ediyor" kısmı yani İtalyanca olarak "Sostiene Pereira" veya İngilizce olarak "Pereira Maintains" çeviriyi çok zora sokmuş. Okurken "sostenere" veya "maintain" fiillerinin farklı anlamlarını da değerlendirebilirsiniz eğer o dillerde okursanız ama Türkçe'ye sadece "iddia ediyor" gibi bir tek anlamla mı çevrilmiş yoksa çevirmen notlarıyla bir takım açıklamalar