YAŞ 5 Anne ve babamın birbirlerine bağırmalarının beni ne kadar korkuttuğunu öğrendim.
YAŞ 7 Meşrubat içerken gülersem içtiğimin burnumdan geleceğini öğrendim.
"Türkiye'de İstanbul ne ise,
İstanbul'da gece ne ise.
Gecede yürümek ne ise.
Yürürken düşünmek ne ise.
Seni unutamamacasına düşünmek ne ise,
Unutamamanın anlamı ne ise,
Seni sevmek ne ise.
Saklayayım, yok söyleyeyim derken
Birden aşka düşmek ne ise.
Her neyse.."
Acısını parçalara bölmeye başlayınca gitgide sakinleşti. Ancak yine en derin ıstırabı verebileceği feci bir soğukkanlılıkla parçaladı acısını. Yazgısıyla böylesine yapayalnız mıydı?
Aşk ecel gibidir, geldi mi kaçamazsın…
“… Herkes annesinin, babasının biricik kızıdır. Hiç kimse bir gün metres olabileceğini aklına dahi getirmez. Kader mi bu hale getirir, aptallık mı, yoksa aşk mı bilinmez ama metres olmak büyük bir yüktür, taşınması güç bir etikettir. Mutluluktan çok acıdır. Bir kadın bunu ancak metres olduğunda anlar