Aşk Başka Evde

·
Okunma
·
Beğeni
·
6743
Gösterim
Adı:
Aşk Başka Evde
Baskı tarihi:
Şubat 2015
Sayfa sayısı:
366
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051710099
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Alfa Yayıncılık
Aşk ecel gibidir, geldi mi kaçamazsın…

"… Herkes annesinin, babasının biricik kızıdır. Hiç kimse bir gün metres olabileceğini aklına dahi getirmez. Kader mi bu hale getirir, aptallık mı, yoksa aşk mı bilinmez ama metres olmak büyük bir yüktür, taşınması güç bir etikettir. Mutluluktan çok acıdır. Bir kadın bunu ancak metres olduğunda anlar…"

Genç ve güzel Eylül bir gün aşkı bulduğunda bunun hayatının en büyük sınavı olacağını hiç düşünmemişti. Saruhan, aşkın peşinden giderken yeniden hayallerini bulduğunu ve yeniden kendi olduğunu fark ettiğinde bir seçim yapmak zorunda olacağını hiç tahmin edememişti. Bir fotoğrafla tüm mutluluğu elinden alınan Asuman ise aşkı nerede bıraktığını hiç bilememişti: "Herkesin başına gelebileceğini ama benim başıma böyle bir şeyin gelmeyeceğini düşünmüştüm. Meğerse ne kadar aptal bir düşünceymiş bu."

"Metres yuva yıkan mıdır, yoksa yuvayı ayakta tutan mı?" sorusuna cevap arayan Sinan Akyüz, yine gerçek bir hikâyeden yola çıkarak bizi; aşkı, evliliği ve ilişkileri sorgulamaya çağırıyor. İncir Kuşları, Piruze-Şam'da Bir Türk Gelin gibi çok okunan kitapların yazarı Sinan Akyüz'ün kaleminden aşk ve aşkı arayanlar üzerine sarsıcı bir roman: Aşk Başka Evde.
(Tanıtım Bülteninden)
366 syf.
·Beğendi·10/10
“Metres yuva yıkan mıdır, yoksa yuvayı ayakta tutan mı?” sorusuna cevap arayan Sinan Akyüz, yine gerçek bir hikâyeden yola çıkarak bizi; aşkı, evliliği ve ilişkileri sorgulamaya çağırıyor.
366 syf.
·7/10
Kitap hakkında cumlelerın basit olduğuna dair çok sayıda yorumlar olması benı kıtabı okumaktan vazgeçiremedi. Kitabın 'basit' denilenecek bi yönü varsa bu, Eylül ve Saruhan'ın bi çırpıda aniden başlayan ilişkidir. Birini elde etmek bu kadar kolay olmamalı dıye düşünüyorm. Yazar, kıtabımızın kahramanları arasındaki elektriklenmeyi hızlı çekimde almış gibi. Eylul'un evet demesı veya Saruhan'ın 'sevgılım olur musun' teklifi bu kadar sade ve ani olmamalıydı. Onun dışında duygular ve yaşananlar akıcı bı şekılde ifade edilmiş.
Eylul'un Saruhan'ın evlı olduğu gerçeğini kolayca sindirmesi ve bı ayrılık kararı almamış olması,sevdiği adamı başkasıyla paylaşmaya boyun eğmesi beni şaşırttı. Maalesef günümüzde de yaşanan yasak bi ilişki bu. Bence Eylül, Saruhan'a göre sürdürdüğü evliliği monotonlaştığı için sadece sığındığı bi liman... Eylül'ü değil eşini sevdiğini düşünüyorm. Saruhanın eşi ,kocasının başka biriyle ilişkisi olduğunu öğrendığınde yüzleşiyorlar ve Saruhan neden başka bi kadına gittiğini eşine ağlayarak anlatıyor. Eşinin eskisi gibi sadece bi anne değil de 'kadın'lığını unutmadığı biri olduğu günlere geri dönmek istercesine..
Acı olan bşey varsa bu; Eylül'ün evli bi adamla birlikte olduğunu öğrenen Eylül'un en yakın arkadaşı onu vazgeçirmek için uğraşsa da bi nebze de olsa arkadaşına sırt çevirmesidir. Dost dediğin böyle olmamalı. Onu hatalarıyla kabul etmemeli evet ama arkasını da dönup gitmemeli.
Kitabın sonunda Saruhan'ın bu 2 kadın arasında bi tercıh yapmaması ve ikisiyle de devam etmesi diğer okurlara olduğu gibi bana da bu kıtabın devamının geleceğini düşündürdü. Sonu nereye bağlanacak merak ediyorum. Ve Eylul'un böyle yanlış bi adamı seçerek farkında olmadan hayatını mahvettiğini düşünüyorum.
366 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
*Sahafta başka bir kitap araRken tesadüfen görüp, aldığım Sİnan Akyüz'ün 'Aşk Başka Evde' adlı kitabını okudum.
*"Metres yuva yıkan mıdır, yoksa yuvayı ayakta tutan mı?" sorusuna cevap arayan Sinan Akyüz, yine gerçek bir hikAyeden yola çıkarak bizi; aşkı, evliliği ve ilişkileri sorgulamaya çağırıyor. ( Tanıtım bülteninden)
*Radyo programcısı, Aşk Profesörü lakaplı Kürşad yayın sırasında arayan bir dinleyicisine birkaç soru soruyor ve çok güzel bir örnekle durumu açıklıyor. Vakko, Beymen gibi mağazaların vitrinine bakıp bakmadığını ve içeri girip girmediğini soruyor. Dinleyici vitrinleri en ince detaya kadar incelemiş ama içeri girmemiş. Sıradan bir mağazanın vitrinine bakıp bakmadığını ve içeri girip girmediğini soruyor; cevap: İçeri girmiş. Kürşad'ın yorumu: Sıradan mağazada her şeyi karıştırdığı, bir yığın kıyafeti denediği ve hiç birini almadan çıktığı. Vakko ve Beymen'de içeri girilmez, kıyafet denenmez diye yazı mı var? Öyleyse sıradan mağazada neden öyle davranılıyor? Sıradan mağazada; içeri gir, beni kurcala diye bir yazı mı vardı? Böyle davranmanın sebebi ne? Bir insan sosyal alanını kendisi belirler. Eğer siz vitrininizi Vakko gibi belirlerseniz, erkekler ona göre davranır. Yok, şayet siz vitrininizi kurcalanabilir bir şeye benzetirseniz, o zaman herkes sizi kurcalar. Bu kesinlikle doğru tespite ilave edecek bir şey yok. Çizgimizi, duruşumuzu, vitrinimizi biz belirleriz, bilinçli veya bilinçsizce... Asla sıradan olmayın...
*Asuman’ın Eylül ile görüşmesi ve "Kocamın peşini bırak" demesi bence yanlış. Eylül'ün gerçekten peşinde olması konusunu geçelim; Eylül gidince her şey düzelecek mi? Eylül gider başkası gelir. Çünkü eşlerin ilişkisi bitmiş ve bir arayış var, Saruhan;"Aslında o kadına değer verirken kendime değer veriyorum. Kendimi arıyorum." diyor. Kendini arayan bir kişi aradığını nerede, kimde bulursa orada kalır; bu Eylül olur, Ayşe olur, Canan olur fark etmez, ama onu kaybeden eş olmayacağı belli. O yüzden kendi eksiklerini görüp, düzeltmek; eşinle konuşmak, gerekirse profesyonel destek almak daha gerçekçi bir yaklaşım değil mi? 3. kişiyi tehdit etmek, azarlamak, küçük düşürmeye çalışmak, intikam almak yerine...
*Aşk Profesör'ü lakaplı Kürşad'ın durumu ise birçok deyimi hatırlattı. "Terzi kendi söküğünü dikemezmiş." "Kelin merhemi olsa kendi başına sürer." "Ele verir talkını kendi yutar salkımı" Kendi ilişkisini çözememişken, eşini tanıyamamış, isteklerini anlayamamışken başkalarına akıl verip, yorum yapması süperdi.
*Hikayenin sonu açık, bu da devam kitabı olabilir mi? sorusunu akla getiriyor.
366 syf.
·10/10
Sinan Akyüz 'ün kitaplarını da elime aldığımda mutlaka iki saatte bitirmişimdir. Konu bizlere hiç yabancı değil ,anlatım sade ,verilen mesajlar etkileyici geldi bana. Şunu bir kez daha öğrendim ki insanlar kağıt üzerindeki evliliklere çok da sadık kalamıyorlar .Erkek için demiyorum kadının yüreği boşsa sevgiye açsa zincire de vursan aşkını yaşamaktan çekinmiyor ve de arkasında duruyor .Bir ilişki bitmişse bitmiştir ne yaparsan yap kendini kandırırsın. Doğru olan, sudan bahanelerle evlilikte saygı ve sevgiyi bitirmemek, evlendim her şey bitti diye de evliliği boşlamamak .Gönül kırılmayı versin bir daha düzelmiyor Birde şunu anlamıyorum , ikinci kadın kocamı yoldan çıkaran kadın bu söylemlerle ve bu fiiliyatla kendi cinslerine zarar veriyorlar .Tercih edilen ve değer verilen kadın veya erkek her zaman sevilmiştir gönülde bir yere konulmuştur .Hayatında biri varken yüreğin boş dahi olsa başkasına gitmeyeceksin, geride kalanın canını çok acıtırsın Bir gün incindiğin yerden sende incinirsin. .Bir sevgi yürekte bitmişse kendini de hayatındaki insanı da kandırmadan ilişkiye son vereceksin .Çünkü sen her zaman aldatmaya adaysın , sevgisiz yürek ilgi karşısında dayanamaz Hayatta korkarak yaşamaktansa cesurca sevgini yaşamak seni daha onurlu kılar..
366 syf.
·5 günde·Beğendi·8/10
Bir yandan dinsel baskı, bir yandan mahalle baskısı, bir yandan da cinsiyet farkı bu coğrafya da yaşayan kadınların çok iyi rol yapmaya itiyor. Bu yüzden mutlu gibi görünen çoğu evlilik aldatmalarla sonuçlanıyor. Bu aldatmalarda ise ne olursa olsun her zaman kadın suçludur. Örneğin bir kadın kocasını aldatsa artık o kadına herkesin malı gözüyle bakılır. Diğer iki erkeğin hiç bir suçu yoktur. Erkek karısını aldatırsa, iki kadından birisi metres veya aldatılan kadının gözüyle kocasını ayartan bir orospudur. Erkeğe hiç bir suç yüklenmez. Ve iki kadın bir erkeği paylaşmak için onur ve haysiyetlerini yok sayarak kıyasıya bir mücadeleye girer. Birbirine olmadık hakaretler yağdırırlar. İki kadın birbiriyle kıyasıya mücadele ederken erkek aradan sıyrılıp çıkar. Hatta olayı duyan çocukların gözünde dahi babanın hiç bir suçu yoktur. Anneyi ağlatan kötü kadın vardır. Üçlü ilişkiler de ortaya çıkan olayları anlamak için okunabilir.
366 syf.
·2/10
Açıkçası Sinan Akyüz’ü okumayı çok severim ama bu kitabı beklentimi karşılamadı çünkü öylesine basit bir anlatımı vardı ki ne olacağını ister istemez tahmin edebiliyorsunuz birde sonunu kesin bir yargıya bağlamamış olması da tuhafıma gitti.
366 syf.
·3 günde·1/10
Tek kelimeyle vasat bir kitap. Bir kaç akademik kitap okuduktan sonra okuması basit bir kitap araya alıyorum genellikle . Bu kitabı da o amaçla almıştım. Yorumlardan basit olduğunu biliyordum ama bu kadar olabileceğini düşünmemiştim.Bir kadının bu kadar aşağılandığı,bu kadar basitleştirildiği,''ezik''göründüğü,erkek bağımlısı olarak anlatılan bir kitap görmedim. Aldatan birinin durumunun toplumsal rollerle normalmiş gibi göstermesiyse cabası.
Ya sonu... Sonunda sonuç ne diye sorduğunuzda bulacağınız hiçbir cevap yok.Adam yine aldatan,eşi yine aldatılan,başrolse yine metres olarak devam ediyor hayatına. Evliliği bu kadar kötü gösteren,yeni çiftin evini hapismişçesine betimleyen , çiftin çocuklarını hapis muhafızı gibi anlatan berbat bir kurguydu. Boşuna zaman kaybı. Okudukça sinir kat sayısı artıyor insanın. Rezalet.
Üstüne üstlük bu yorumu yapan yazar evli.
366 syf.
·11 günde
Kitap da alınan konu gerçekten çok güzel açıklanmış. Yazarın okuduğum diğer kitapları gibi bu da çok akıcıydı ve kendinizi ister istemez olayların içinde buluyorsunuz. Okunması gereken bir kitap.
366 syf.
·Beğendi·10/10
Sinan Akyüz gerçekten yazar ve gerçekten yazarlığın hakkını veren bir profesyonel. Bir çırpıda bitti. Ama bu kitaba ikinci bir seri gelmeli diye düşünüyorum. Dili çok yalın olduğundan dolayı kısa sürede bitirdiğim romanlar arasındadır. Kadın ve erkek arasındaki ilişkileri yazar büyük araştırmalar sonucu kaleme almış. Bu romanı okurken yazılanlara şaşırıp küçük dilinizi yutacaksınız. Aldatılan bir kadın, metres hayatı yaşayan bir kadın ve aldatan bir erkek bütün çarpıcılığı ile okurların gözleri önüne seriliyor. Sinan Akyüz'e ve Alfa Yayınına sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.
366 syf.
·Beğendi·8/10
Günümüz insanının yaşadığı duygusal çalkantıları , duygusal açlığımızla toplum değerleri arasındaki sıkışmışlığımızı yansıtıyor.Son sayfada bu hikayenin devamı gelebilir diye düşündüm.
366 syf.
·1284 günde·1/10
Hayatımda okudugum en basit en siradan kitapti anlatimi ilkokulu gec Anaokulu seviyesi bile degildi bu kadar basit cümleler basit bi hikaye okurken resmen cildiriyorum sanirim yarim bırakacağım buyuk hayal kırıklığı oldu zaman kaybından başka bişe degil
366 syf.
·14 günde·Puan vermedi
Sinan Akyüz' ün incir kuşları ve Piruze kitaplarından sonra basit geldiğini söylemeden geçemeyeceğim. Beklentimi karşılamadı, başkasının kaleminden çıksa belki de beğenirdim. Hızla okuyup bitirilebilecek bir kitap ve keşke Kürşat' ın değil de Eylül'ün hikayesi neticelendirilseydi.
Bu hayatta mutlu olmanın üç yolu var. Birincisi hiç kimseyi yargılamayacaksın. İkincisi hiç kimseyi yadırgamayacaksın. Ve üçüncüsü de hiç kimseden öldüren bir beklenti içinde olmayacaksın.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Aşk Başka Evde
Baskı tarihi:
Şubat 2015
Sayfa sayısı:
366
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051710099
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Alfa Yayıncılık
Aşk ecel gibidir, geldi mi kaçamazsın…

"… Herkes annesinin, babasının biricik kızıdır. Hiç kimse bir gün metres olabileceğini aklına dahi getirmez. Kader mi bu hale getirir, aptallık mı, yoksa aşk mı bilinmez ama metres olmak büyük bir yüktür, taşınması güç bir etikettir. Mutluluktan çok acıdır. Bir kadın bunu ancak metres olduğunda anlar…"

Genç ve güzel Eylül bir gün aşkı bulduğunda bunun hayatının en büyük sınavı olacağını hiç düşünmemişti. Saruhan, aşkın peşinden giderken yeniden hayallerini bulduğunu ve yeniden kendi olduğunu fark ettiğinde bir seçim yapmak zorunda olacağını hiç tahmin edememişti. Bir fotoğrafla tüm mutluluğu elinden alınan Asuman ise aşkı nerede bıraktığını hiç bilememişti: "Herkesin başına gelebileceğini ama benim başıma böyle bir şeyin gelmeyeceğini düşünmüştüm. Meğerse ne kadar aptal bir düşünceymiş bu."

"Metres yuva yıkan mıdır, yoksa yuvayı ayakta tutan mı?" sorusuna cevap arayan Sinan Akyüz, yine gerçek bir hikâyeden yola çıkarak bizi; aşkı, evliliği ve ilişkileri sorgulamaya çağırıyor. İncir Kuşları, Piruze-Şam'da Bir Türk Gelin gibi çok okunan kitapların yazarı Sinan Akyüz'ün kaleminden aşk ve aşkı arayanlar üzerine sarsıcı bir roman: Aşk Başka Evde.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 501 okur

  • Julide Aydın
  • Selma Yavşan
  • Melike KANDEMİR
  • Selin
  • Sera
  • KitapESelly
  • Filiz Hamurcu
  • Beyefendi
  • caner akcan
  • Amine Bayındır

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0
14-17 Yaş
%4.1
18-24 Yaş
%8.1
25-34 Yaş
%27
35-44 Yaş
%39.2
45-54 Yaş
%18.9
55-64 Yaş
%2.7
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%93.1
Erkek
%6.9

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%21.5 (28)
9
%10 (13)
8
%16.2 (21)
7
%10.8 (14)
6
%13.8 (18)
5
%8.5 (11)
4
%3.8 (5)
3
%2.3 (3)
2
%6.2 (8)
1
%6.9 (9)