Nazmiye Önel

Nazmiye Önel
İnstagram: @ya_kebikecc
Çünkü hayat kırar. Çaba isteyen esnemektir, kırılmak değil.
Reklam
| Reddediliş öfke doğurur; öfkenin sonucu, reddedilişin intikamı olan suçtur; suçtan da suçluluk kaynaklanır- işte insanoğlunun öyküsü. İhtiyacı olan sevgi kendisinden esirgenen bir çocuk kediyi tekmeler, suçluluğunu gizler; bir başkası kendini parayla sevdirmek için hırsızlık yapar; bir üçüncüsü de dünyayı fetheder ve her defasında suçluluk, intikam, yine suçluluk.
Gönül yorgunluğu ne, biliyor musun? Gökte yıldızın kalmıyor. Gölgen bir yere sığmıyor. İçindeki şarkı içinde boğuluyor. Penceren sokağa bakmıyor. Bütün sevgi sözleri kalbinde cezaya dönüyor. Kirpiklerin hiçbir güzellikle halkalanmıyor. Baktığın bütün sular yeraltına çekiliyor. Sevmek korkusu ayrılıktan çok önce acı veriyor. Dünyanın bütün cenazeleri evinin önünden kalkıyor. Her gün bir arkadaşın büyüdüğünüz zamanlarda kayboluyor. Girdiğin çıktığın bütün kapıların önünde yabancı, ardında yalnızlık olup kalıyorsun. Ne, biliyor musun gönül yorgunluğu? Kendinden soğuyorsun. Sözünden soğuyorsun. Geçmişinden soğuyorsun. İnandıklarından soğuyorsun. Baktığın yüzlerden soğuyorsun. İçine bile bakmıyorsun artık. Dünya, inandığın o yitik cennet değil.
Sayfa 9 - Kırmızı Kedi Yayınevi·Kitabı okudu
Asıl soru şu: Çocuğumuzun üçüncü ebeveyni kim olacak? Gurur mu, tevazu mu? İntikam mı, hoşgörü mü? Soğukluk mu, samimiyet mi? Öfke mi, sükunet mi? Huzur mu, çatışma mı?
"Sihirli bir lamba gibi önümüze alıp yarını, dilemeye başlıyoruz aklımıza geleni. Yarının hep olacağına ve iyi olanların yarında olduğuna dair bir inanç... Yarınlar aşkına yaşıyoruz. Şimdiki zamanı çalınmış bir kuşağın gelecek zaman kiplerinden merhamet dilenişi ortada olan. Tükenen bir kuşağın varoluşunun yarında olduğuna ilişkin hayalleri belki de. Ertelenen duyguların kayboluşunu geciktirmek diyelim ya da. Sonsuza dek yaşayacağız bu gidişle. Hiç ölmeyeceğiz. Asra yemin olsun ki insan hüsrandadır..."
Sayfa 67·Kitabı okudu
1000Kitap