Narmina Safarli

10/10
·158 syf.··
Beğendi
·
2021 99. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Ağustos 2021 10:53
Rengarenk kilitli çekmeceleri olan bir şifonyer. Her bir çekmecesi sırlarla dolu. Vefat eden anneannenin hayatı boyunca özenle koruduğu çekmeceler. Anneannenin ölümünün ardından şifonyer torun Olivia'ya kalır. Çocukluğundan beri içindekileri merak eden Olivia için artık şifonyerin içindekilerle buluşma, sakladıkları ile yüzleşme vaktidir. Renkli Çekmeceli Şifonyer aslında bir aile hikayesi, ama en çok ailenin anneannesi Rita'nın hikayesi. 1936-1939 yılları arasında monarşiden sonra kurulan demokratik cumhuriyeti savunanlar ile General Franco liderliğindeki faşistler arasında yaşanan İspanya İç Savaşı'dan kaçıp Fransa'ya sığınmak zorunda kalan üç kızkardeşten Rita'nın hikayesi. Kitabı okurken, hem Rita'nın hayatına tanıklık ediyor hem de zamanın, parçalanmakta olan ülkelerin, var olmaya devam etmek için kendilerini inkar etmeyi öğrenen nesillerin, göçlerin, faşizmin acımasızlığının ve hayatları mahvedişinin, diktatörlüklerin, mücadelenin, ikili ilişkilerin arasında zamanın içinde yürüyüşe çıkıyorsunuz. Olivia Ruiz İspanyol asıllı Fransız şarkıcı. Renkli Çekmeceli Şifonyer 'de yazarın ilk kitabı. Ruiz'in büyükannesi ve dedesi de iç savaştan kaçıp Fransa'ya göç edenlerden. Hâl böyle olunca kitabın öyküsü biraz da otobiyografik unsurlar içeriyor demek yanlış olmaz. Kitaptaki hikaye mücadeleci ve güçlü kadın karakterler üzerinden yürüyor. Olivia anneannesinin hiç bilmediği hayatıyla tanışırken kendi hayatını da şekillendirecek detaylara sahip oluyor. Kitap yormayan bir kurguya, dile ve anlatıma sahip, kolay okunan bir kitap. Sonlarda da gözlerde biraz sulanma yapıyor :)) Ben keyifle okudum kitabı. Sizi yormayacak, güzel bir hikaye arıyorsanız Renkli Çekmeceli Şifonyer tam size göre. "Özgürlük, içeride ve dışarıda kendin olmaktır." Keyifle okunsun...
Edebiyat
Renkli Çekmeceli ŞifonyerOlivia Ruiz · Yan Pasaj Yayınevi · 2021772 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Haydi Savaş, kabul et ve diren!
Puan vermedi·400 syf.··
2024 175. kitabı
"Keşke hayatımızın akışını geri sarabilsek, tüm filmi yeniden oynatabilsek: ilk kelime, ilk cümle, ölüm ya da seni seviyorumun ilk ifade edilişi. Geçmiş ve gelecek bir bütün olarak sarar bizi. Bazen ben kimim dediğimiz noktalarda var oluruz aslında. Keşkelerden çok iyikilere yer vererek, yazarımızın da dediği gibi " bazen gerçekten de sadece bakmak istediğini görür insan" nereye, kime, neye bakmak bize bizi sunarken Üzerimizdeki yükü hafifleterek Hayata geri döneriz, Üzerimizdeki yük bazen sevdiğimiz şeyler olsa bile bakmaktan vazgeçmeyi bilerek hayatı yaşamak ve her an veda edecekmiş gibi onunla dans etmeyi öğrenmek gerekiyor. Mona'nın Gözleri kitabında Thomas Schlesser bizleri gözlerini geçici bir süreliğine kaybeden Mona ve dedesi ile 52 sanat eseri resminin vermek istedikleri mesajları, renklerin dünyası ile buluşturarak resimlerin renkli dünyasına davet ediyor. Thomas Schlesser sade, akıcı uslubu ile resimlerin bizlere verdiği mesajlarla nereye nasıl bakmamız gerektiğini öğreten harika bir eser. Resim yapmayı, sanatsal galerileri gezmeyi seven ve resim sanatına ilgisi olan herkesin keyifli okuyabileceği bir eser. Genlerimizin karakterimize ve hayatımızın akışına yansıyan yönlerini yoğun olarak hissettiğim eserde savaşmanın, hayatı oluruna bırakmanın, her şeyi yeniden inşa edebilmek için şartlar ne olursa olsun sıfırdan başlamanın, ayrılıkları fırsata çevirmek gerektiğinin, mucizelerin Biz isteyince hayatımıza geleceğinin ve renklerin, resimlerin bizlere verdiği alt mesajları dikkatle okumak gerektiğinin güzelliklerini öğrenirken Mona Lisa tablosunun derin öğretisi hayata gülümse öğretilerini beğenerek okudum. "Sonuçta hayat nedir ki? Nihayetinde ne kalır geriye? Elbette anılar ve başka Hayatlar üzerinde yankılanan izler " Sizlerede varlığınızla hayatınızdaki insanlarda güzel
Mona'nın GözleriThomas Schlesser · Timaş Yayınları · 2024640 okunma
“Yapamazsın,” diyor neşeli bir sesle. “Ne kadar uğraşırsan uğraş, ‘hiç’i ‘hiç’le cevaplamanın bir yolunu bulamazsın, değil mi? Yapamazsın. Kabul et.”
Domingo
Evet, laik eğitim sistemiyle, sanırım üç.
Gerçeğin ve adaletin yaratılması isteniyorsa bütün bir halkın eğitilmesi gerekiyordu. Ama ne büyük bir çaba sarf etmek gerekiyordu bunun için, halk gömüldüğü o topraktan nasıl çıkarılacaktı! İnsan soyunu karanlıklardan kurtarmak için kaç nesil beklemek gerekiyordu?
Sayfa 98 - Kırmızı Yayınları
Edebiyat
Peçorin: Bir anti-karakterin kimyâsı.
10/10
·243 syf.··
2021 7. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Ocak 2021 16:45
Bir ‘ilk’lerin romanı var elimde. Kaleme alındığı 1840 yılından itibaren Rusya’da edebiyat çevrelerince bir çok eleştiriye, karşıt görüşlere ve övgülere nâil olmuş, kâh bir çok dev yazarın ilham aldığı eser olarak gösterilirken, kâh dönemin sağ görüşlü eleştirmenleri tarafınca Rus gençliğini kötü yönde etkilemekle suçlanmış; fakat ne olursa olsun, Rus edebiyatı gibi dünya edebiyatında da kendine sağlam bir yer açmayı başarabilmiş bir eser Zamanımızın Bir Kahramanı . Kendisine; Realist Rus nesrinin ilk eseri, Rus edebiyatının egemen tarzının şiirden düzyazıya geçtiği ilk eser, İlk Rus psikolojik romanı gibi nitelikler birçok Rus edebiyat eleştirmeni tarafından yakıştırılmış. Eser hakkında; Eseri İngilizceye çeviren Vladimir Nabokov eserin başkarakteri için: ‘Peçorin bizim kuşağın kötülüklerinin bir portresidir.’ derken, Eseri ilk okuduğunda Nikolay Gogol : ‘Bizde böylesine kusursuz, güzel ve rahiya saçan bir nesri henüz kimse yazmadı.’ diyerek hayranlığını belirtiyor. Lermontov hakkında ise; Lev Tolstoy ‘un onu ‘gerçeğin ebedi ve güçlü arayıcısı’ diye tanımladığını, Anton Çehov ‘un ise ‘Lermontov’un dilinden daha iyi dil bilmediğini’ sıklıkla belirttiğini öğrendim. Bir anti-karakter sever olarak; Peçorin içimde büyük sempati uyandırdı. Halbuki kendisi -yüzeyde-; çevresine karşı hoşgörüsüz, sivri dilli, alaycı bencil bir karakter yapısına sahip. Bu özellikleriyle sürekli düşman edinmekte üzerine yok. Zira insanlarla iletişimi sadece kendi çıkarları üzerine, ve bunu saklama gereği duymuyor. Eserde beş bölüm halinde Peçorin’in derinlikli karakter yapısı irdeleniyor. İlk iki bölümde bir şekilde yollarının kesiştiği bir gezici subay ve Maksim Maksimiç’in dilinden Peçorin anlatılırken; kalan üç bölümde Peçorin’i bizzat kendisinden dinliyoruz. Peki Peçorin, kendini anlattığı son üç bölümde subjektif mi? Şimdi
Edebiyat
Zamanımızın Bir KahramanıMihail Yuryeviç Lermontov · İletişim Yayınevi · 20235,5bin okunma