Naz

Naz
@Nazovski
Ben kırmızı bir yaprağı oynuyordum esas kız olarak. Uçuşuyordum, uçuşmakmış meğer benim anlamım.
İnsan kitap okumayı neden sever? Ben cevap vereyim: kendi hayatından uzaklaştığı ikinci yerdir kitaplar. Birincisi uyku. E orada da rüya görmek var. Kitap öyle değil işte. Ya içini kemiren şeylerin başkalarının da içini kemirdiğini görüyorsun ya da başka hayatlara şahit oluyorsun. Üstelik ayıkken. Mükemmel değil mi?
Sanıldığı kadar kötü biri değilim, sadece işinize gelmiyorum o kadar.
Bunu 20lik diş ağrısı çekerken yazdım
Kaç kere kaç mutlu eder bi insanı? Bi insan kaç kere ölür? Ve ölmek neden sadece fizikselleştiğinde ciddiye alınır? İnsanın düşünceleri ve hayalleri ölmüşken de pekala ölmemiş midir? Bu yazdıklarım size fazla depresif gelebilir ama hayat bi komedya değil. Siz de komedyen değilsiniz. Acılarınızın toplamı kadar, mutluluklarınızın eksiği kadarsınız işte.
Ben bu yazıyı içimden yazdım siz dışınızdan okudunuz farzedin.
Bazen hiçbir neden görünürde yokken, sanki her şey tersine dönecekmiş gibi gelir ya insana. Ya da uzun zamandır ihtiyacın olan bir şeye kavuştuğunda mutlu olamazsın ya, Bunların somut birer nedeni olsun istedim 23 yıllık hayatımda. Hiçbir zaman bulamadım, dünya beni içine hapsetti sanki her şey benden habersizdi. Ablam hep “Senden rahatı gevşektir.” Dedi. Değildim işte. O hiçbir şeyi beynine yük etmiyor gibi görünen insan, koca dünyayı sırtına almış, iyiyim ben diyordu. Olmadım, olduramadım da. Sadece taşıdım. En az h e r k e s k a d a r.
“Tariflerimizden saçılan kokuları kim duysa Bu kızlar hayatın içinde pişmiş derdi.”