猫 Neko

İfade etmek istediğimiz düşünce önce manaya, sonra da sözlü veya yazılı olarak kelimelere bürünür. Konuşmamızda her zaman düşüncelerimiz saklıdır. Düşünceden kelimelere doğrudan geçiş olmadığı için düşüncelerin ifade edilemediğine dair birçok şiir yazılmıştır: Ağlarım ağlatamam; hissederim söyleyemem; Dili yok kalbimin, ondan ne kadar bîzârım! - Mehmet Akif Kalp kendisini nasıl ifade etsin? Başkası onu nasıl idrak etsin? - F. Tjutchev
Sayfa 23·Kitabı okuyor
Konuşmanın psikolojik, fizyolojik ve anatomik yönleri vardır. Bir çocuğun “süt” ile [süt] sesi arasında bir irtibat kurarak zihninde süt kavramını oluşturması ve daha sonra da konuşmayla ilgili kaslarını nasıl kullanacağını öğrenmesi, yani “s”, “ü”, “t” seslerini ağzının hangi hareketleriyle çıkardığını tespit edip bu hareketleri otomatikleştirmesi sonucu “süt” demesi ve bununla meramını anlatabilmesi konuşmanın psikolojik yönüdür.
Sayfa 20·Kitabı okuyor
Lisan insana mahsustur. Cinler ve ruhanî varlıklar dışında, hiçbir canlı, insanınki gibi bir beyan kudretine sahip değildir. Bu canlıların bazılarının dili, beyni, sinir sistemi de olsa bizim kadar engin bir haberleşme sistemine sahip olmamaları, insana verilen ehemmiyeti ve onun küllî bir muhatap kabul edildiğini göstermektedir.
Bir metinde iki çeşit bilgi vardır: görülen bilgi ve görülmeyen bilgi. Görülen bilgi metnin kendisidir. Görülmeyen bilgi ise, metinle ilişkisi olan bütün bilgi birikimi ve tecrübelerdir. Şu halde, ne kadar çok görülmeyen bilgimiz varsa o kadar az görülen bilgiye ihtiyaç duyarız. (Adams, 1986: 24-5)
Verimli okumanın anahtarı, göz cimnastiği yapmak değil, bilgidir. İdrak tahmine dayanır. Tahmin ise ilk plânda ihtimali düşük alternatifleri eleyerek bir neticeye ulaşmaktır. İyi okuyucu, maksimum oranda tutarlı tahmin yapabilendir.