Bir erkeğe muhtaç olmamak adına ekonomik özgürlüğünü kazanmak,kariyer yapmak,mesleğinde ilerlemek isteyen kadınları yalnızca erkekler değil,geride kalan arkadaşları da terk ediyor,kazanmak için mücadele ettikleri hayatlarından geri çekilerek onları tek başlarına bırakıyorlardı.
Affetmeden yol yürümeye çalıştığınız her hayat ancak emekleyerek ilerliyor. Bunun hepimiz az çok farkındayız. Affetmediğimiz her insanı omuzlarımızda taşıyoruz ve o insanlar ancak affettiğimiz zaman iniyorlar omuzlarımızdan.
Bir parantez vakt-i ömrüm. Ölüm nokta doğum nokta.İsmimden sual edilse,bilin beni üç nokta.
Bir aynada seyrettim âlemin cümlesini.Aynam nokta sırrım nokta. Umduğum kadar büyük değilmiş,dünya nokta ben nokta.
...Şermin hastanede bir buçuk ay filan kaldı,böbreğini aldılar.Yarım kaldı.
Bizim orda böyle söylüyorlar.Yarım adam,yarım insan. Her şeyleri yarım aslında. Eksik kalmış ve bir türlü tamamlanamamışlar.
Sadece ev eşyaları,yemeklik malzemeleri eksik olsa neyse ama bedenleri,ruhları,gelecekleri,hayalleri,sözleri,hevesleri de yarım. Yarım yamalak bir hikâyeyi taşıyorlar omuzlarında.