Seyahatname okuru olarak sayımız oldukça az. Bir seyahatnameyi hangi unsurların değerli kıldığını, seyahatname okurken hangi yan kaynaklarla birlikte hareket edilmesi gerektiğini bilmek uzun yıllara dayanan tecrübelerle geliyor.
Sanırım Türkiye'de araştırmacı ve akademisyenler haricinde seyahatnameleri hakkıyla okuyan bir avuç insandan biriyimdir. Bunu hem seyahatname okuyan insanlarla yaptığım sohbetlerden hem de aslında pek fazla seyahatname okuru olmamasından anlayabiliyorum.
Ebu Hamid Muhammed el-Gırnati gerçekten çağının önemli gezginlerinden biri. O kadar geniş bir coğrafyada seyahat etmiş ki muhtemelen onun gördüklerini, yaşadıklarını çok az insan deneyimleyebilir. Fakat iş bu gezileri kağıda dökmeye gelince, Gırnati hakkında söz konusu topraklardan "öylece geçip gitmiş" dememek için insan zor tutuyor kendisini. Geziyor olmak ile gezgin olmak arasında ne kadar büyük bir fark olduğunu bize hissettirmiş Gırnati ve gezginden ziyade, gezmeyi seven biri olduğunu ortaya çıkaran fasıllar kaleme almış.
Kitabın girişteki açıklama kısmında da belirtildiği üzere, kendisi kimi zaman yalancı kimi zaman da cahil olarak nitelendirilmiştir. Yani şöyle bir düşününce Büyük İskenderiye Feneri gibi dünyanın harikaları arasında sayılan bir yapı yıkılmadan önce gören az sayıda seyyahlardan biri olmasına karşın, bu yapı hakkında kulaktan duyma bazı söylentiler haricinde not almamış olması hakkındaki iddiaları da doğrular nitelikte. Çağdaşı sayılabilecek
İbn Cübeyr aynı coğrafyalardan geçip çok daha detaylı bilgiler aktaran gerçek bir gezgindir. Gırnati hakkında beni hayal kırıklığına düşüren bir başka unsur da Mısır Piramitleri'ni görüp, önemini anlamasına karşın Mısır hakkında genel bir tasvir yapmamış olması. Misal Sfenks heykelini görmüş mü? Gördüğünde ne kadarlık bir kısmı