Kabuğunu kıran inci...son zamanlarda okuduğum en etkileyici kitaplardan biri diyebilirim. Okurken düşündüren, düşündükçe şükrettiren bir kitap. Bu topraklarda yaşadığımız için, kızlarımızın da tıpkı erkek çocuklarımız gibi okuyabildiği bir meslek sahibi olabildiği ve kendi ayakları üzerinde durabilme fırsatı bulunduğu için (eskisi kadar olmasa da kızlarını okutmak yerine onların çocuk gelin olmalarına müsaade eden aileler dışında. O zihniyette insanlar hala mevcut ne yazık ki..) şükrettiren bir yapıt.
Tek başlarına sokağa çıkamadığı için, okula gidemediği için bir Afgan geleneği olarak erkek kılığına giren ve Rahima iken Rahim olan bir kızın ve onun yüz yıl önce yaşamış büyük büyük büyükannesi Shekiba iken Shekip olan bir kadının hikayeleri anlatılıyor. Yaşadıkları acılar içinizi burkacak verdikleri mücadeleye hayran kalacaksınız.
sana büyük şehirlerden bahsedeceğim.
en büyük camiler orada kurulur,
en küçük mezarlar orada kazılır
en kara yazılar orda dizilir.
...............
büyük şehirlere bağlanma mehmedim.
öyle bir şehre yerleş ki,
küçük olsun fakat bizim olsun.
sokaklarında tanımadık yüz,
ensesine şamar atmayacağın kimse dolaşmasın.
her ağacına elin,
her karış toprağına terin değsin.
ve kuytu evlerden birinde
senden habersiz ölenler olmasın.
''.... Hiçbir yuvaya, aileye ait olmadığı, hiçbir ailenin bir parçası olmadığı gerçeğine artık alışmıştı. Bu çatı altında elleri kanayana dek yerleri ovduğu sürece barınabilecekti. Çünkü o Shekiba'ydı. Kabul edildiği gibi kolayca verilebilen bir hediye.''