Sonra her şey değişti... Ve elbette, askerler ayaklandı. Bize büyük ve güçlü bir ordu lazım, böyle bir toprağımız var; dünyanın yarısıyla sınırımız var. Güçlü olduğumuz sürece sayıyorlar bizi, güçsüz olunca hiçbir "yeni fikir" kimseyi hiçbir şeye ikna edemez. Şahsen Ahromeyev birçok kez ona rapor vermişti... O sırada başlamıştı aralarındaki başlıca uzaklaşma...Şimdi hatırlamak bile istemediğim küçük konularda çatışmalara... Gorbaçov'un konuşmalarında her Sovyet insanı için önemli olan sözcükler kaybolmuş durumdaydı: "Uluslararası Emperyalizmin Entrikaları" , "karşı saldırı" , "okyanus ötesi kodamanlar"... Bütün bunları silip atıyordu. Varsa yoksa "glasnost düşmanları" ve "perestroyka düşmanları". Kendi çalışma odasında küfredip onlara moron derdi. "Sanat Meraklısı" ymış "Rus Ghandi'si" ymiş... Kremlin koridorlarında çınlayan cümlelerin en nahoşları da bunlar değildi. "Kremlin ihtiyarları" tabii şok içindeydi, felaketin kokusunu almışlardı: Kendi batacak, herkesi de sürükleyecek. Amerika için biz "şeytan imparatorluğu" yduk, bizi haçlı seferleriyle korkutuyorlardı... "Yıldız savaşları"yla... Bizim başkomutanımız ise Budist keşiş gibi bir şeydi: "Dünya ortak evimizdir" , "zorlamadan ve kansız değişim" , "Savaş artık politikanın devamı değildir" vb...
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Gorbaçov basit bir devlet memuruydu. Ondan önceki genel sekreterler ordudandı ama o Moskova Üniversitesi Felsefe Fakültesi'ndendi. "Savaşmaya mı Hazırlanıyorsunuz?" diye sormuştu askerlere. "Ben hazırlanmıyorum. Sadece Moskova'da , bütün dünyadakinden daha çok general ve amiral var." Daha önce kimse askerlerle böyle konuşmamıştı, onlar önde gelen insanlardı. Politbüro'da önce ekonomi bakanı değil, savunma bakanı konuşurdu: Ne kadar silah üretildiğini anlatırdı, video üretimini değil. Bu yüzden video bizde ev bedelindeydi.
Çoğu kişi "Rubailer" ile tanır Ömer Hayyam'ı ama kendisi bundan çok daha fazlasıdır; Matematik,fizik ve astronomi alanında birçok icadı olan bir bilim insanıdır Hayyam. Hayatı ve olayları sürekli sorgulaması da bundan mütevellittir belki, bilim insanı sorgular, sürekli bir neden-sonuç ilişkisi arar.Dörtlüklerinde de bunu görüyoruz; hayatı sorguluyor, varoluşu sorguluyor, kendini sorguluyor. Biraz Nihilist bir yanı da var, bunu da görüyoruz dörtlüklerinde. Bu kadar sorgulayan bir insan da cezasız kalmıyor elbette, yaşayalı 800 seneden fazla geçmiş olmasına rağmen "Kafir" olarak görülüyor kimileri tarafından.
Sabahattin Eyüpoğlu'nun önsözleri de çok çok iyiydi, meramını gayet güzel anlatmış ve gerçekten mükemmel bir kitap çevirisi olmuş; Keşke Farsça bilseydim de orijinal dilinden okuyabilseydim bu muazzam eseri.