Ben alışılmamış bir insanım biliyorum
Bir karanlıktır ben de pırıl pırıl zamanlar
Mağrur kalbim her yerde asi ve yalnız
Neyleyim umduğum gibi çıkmadı insanlar.
Herkes bir şey aldı götürdü benden
Dağıttım kaç yıl sevgilerimi cömertcesine
Gözlerim bir vefa arar, arar da bulamaz
Nicedir hasret kulaklarım bir dost sesine
Bilirim, çoğu gün hüzünlüdür bakışlarım
İçimde biri ağlar güldüğüm zaman bile
Gömerken kalbime bütün arzularımı
Yanarım yaşanmamış anıların özlemiyle
Sevdiğim mahzun şarkılardır, hüzünlü resimler
Garip akşamlarda yaşadığımı anlarım
Çevremde kim varsa konuşur durmadan
Ben hep bir heykel asaletiyle susarım.
Gecenin bir yerinde teselliler biter de
Dağıtır saçlarımı onun güzel elleri
Kokusu rengi kalır ellerinin gecelerde
Doğan gün uzaklardan getirir sevdiğimi
Ümit Yaşar Oğuzcan
Uzun ve yorucu bir Dune Serisi incelemesi için karşınızdayım. Frank Herbert’ın Orijinal 6’lısı - Hanedanlar Serisi (Atreides, Harkonnen, Corrino) - Dune Efsaneleri: Makinelerin Savaşı (Kökler) şeklinde sırayla basılan seride ara kitaplar da olmak üzere ana damar bu üç seri üzerinde devam eder. Seriye aşina olanların basitçe bileceği gibi Dune bir çöl gezegenidir ve burada kıymetli bir baharat, o dönemin zenginleşme ve hükmetme anlamında en etkili ticari malıdır . Bundan sonra spoiler riski olacağıdan göz önüne alarak okuyunuz lütfen. Bu inceleme içerikten çok serinin yapısı ile ilgili olacak.
Frank Herbert’ın Orijinal 6’lısı (Felsefenin Zirvesi)
Bu seri, bilimkurgunun ötesinde bir siyaset, din ve ekoloji dersidir.
Odak Noktası: "Kurtarıcı" (Messiah) kavramının tehlikeleri. Paul Atreides’in bir kahraman değil, aslında insanlığı kaçınılmaz bir durgunluktan kurtarmak için korkunç bir "Cihat" başlatan trajik bir figür olduğunu görürüz.
Dönüm Noktası: II. Leto (Tanrı İmparator) ile birlikte seri, aksiyondan çıkıp saf bir felsefeye dönüştü. İnsanlığın neslini korumak için 3500 yıl süren o meşhur "Altın Yol" (Golden Path) doktrini, serinin bel kemiğidir.
Hanedanlar Serisi (Atreides, Harkonnen, Corrino)
Orijinal seriden hemen öncesine döndüğünde, karakterlerin "insani" taraflarını daha çok görürüz.
İnceleme: Frank Herbert'ın kitaplarında efsane gibi anlatılan Dük Leto’nun gençliği, Baron Harkonnen’in nasıl o hale geldiği ve Padişah İmparator Shaddam’ın tahta çıkış süreci burada ete kemiğe bürünür.
Fark: Orijinal serideki o ağır felsefi hava yerini daha "akıcı" ve "politik entrika" odaklı bir anlatıma bırakır.
Leto’nun neden bu kadar sevilen bir lider olduğunu bu 3 ciltte çok daha iyi anlarız.
Dune Efsaneleri: Makinelerin Savaşı (Kökler)
Son seri aslında her şeyin 0