Kendi hirasını arayan biri
De ki: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?(Zümer-9)
Ben bir taşralı tecessüsüyle sürüklendiğim o gürültülü dünyadan, kitapların âsude inzivasına iltica ettim.
Cemil Meriç
Bilim insanları, 1950'li yıllarda, Papua Yeni Gine'deki kabi leler üzerinde yaptıkları gözlemde ilginç bir bulguyla karşılaşmışlardır. Fore halkının bir kısmında depresyon, hafıza kaybı ve düşünmede gerilemeye neden olan ve tedavisi bulunmayan nörolojik bir hastalığa rastlanmıştı. Yerli halk bu hastalığa kendi dillerinde “korkuyla titremek" anlamına gelen “kuria/guria" adını takmıştı. Çünkü “kuru hastalığı” adı verilen bu hastalı ğın klasik semptomlarından birisi de titremedir. Hatta kuruya yakalanan insanlarda, bazen hastalık kaynaklı ani kahkaha pat- lamaları da görüldüğünden, bazıları, bu hastalığa "güldüren ölüm” adını takmıştı. Bu hastalık nedeniyle her sene Fore hal- kının %2'si hayatını kaybetmekteydi. Bilim insanları bu ilginç hastalığın nereden köken aldığını incelemeye başladığında çok ilginç bir sonuçla karşılaşmışlardı. Görünen o ki, bu insanların yedikleri bir şey ciddi bir biçimde beyinlerine zarar vermekteydi. Olaya daha yakından baktığımızda, Fore halkının çok ilginç bir geleneği karşımıza çıkmaktadır. Kadınlarda daha sık görülmek üzere, ölen aile büyüklerinin beyinleri ve sinir sistemine ait yapıları, büyüğe saygı nedeniyle ailenin geri kalanı tarafın- dan yenilmekteydi. Oldukça ilginç olan bu geleneğin faturası Fore halkı için biraz ağır olmuştur.
Her ne kadar siz göbek ya da damarlarınızı dert etseniz de bu durum, yedikle rinizin en fazla etki gösterdiği yerin beyniniz olduğu gerçeğini değiştirmeyecektir.