İktidar ve bilgi birbir-
lerine tam da söylem içinde eklemlenirler. Ve bu nedenle söylemi, (tak-
tik işlevi ne tek biçimli ne de istikrarlı olan) kesintili bir parçalar dizi-
si olarak kavramak gerekir.
Cinsellik, XVIII. yüzyıldan başlayarak bir tür söylemsel coşkuyu
sürekli kışkırttı. Ve cinselliğe ilişkin bu söylemler iktidarın dışında ya
da ona karşı değil, tam da iktidarın etkili olduğu yerde ve bu etkinin
aracı olarak çoğaldı.
Koskoca bir söylev kitlesi, ayinselleştirmek istediği iktidar
ilişkilerini iyi kanalize edemeyen bir törenin izinden koşarak
aynı çatışmaya göğüs germişti; suçlanan suçlunun ölümünden
sonra ilanı adaleti haklı çıkartıyor, ama aynı zamanda
suçluyu şanlı kılıyordu.