... Eğer kötüler iktidarı elinde bulunduruyorsa, bu onların tebası konumunda olan kişilerin korkaklığı ve gevşekliğindendir. Adil olan budur ve başkası olmayacaktır. Evet, Tanrı bizim birer hiç olmamızı istememelidir. Eğer Tanrı bir şey olsaydı, yalnız olsaydı, artık yapacak bir şey kalmazdı: Aksi takdirde neyin Tanrısı olabilirdi ki.
Modern bilimin gerekleri ve ünvanlarına sahip Paul Feyerabeend bilimin, kültürel birikim yolu ile elde edilmiş olan kazanımlara karşı ilan etmiş olduğu aforoz etme haline odaklanmakta ve buradaki "çarpıklığı" aydınlatmaya çalışmaktadır. Bu noktada Aydın, entelektüel ve bilim insanı olgularını da bu çarpıklık potasına dahil ederek eleştirel bir perspektif ortaya koymaktadır. Dolayısıyla çalışma yeni bir bakışın mümkün kılınması için ufuk açıcı bir mahiyet kazanmaktadır. Modern bilim üzerine eğilen ve çeşitli kaygıları olan arkadaşlara mutlaka tavsiye ederim.
İster insanoğlunun hiyerarşik bir yapısı, ister bir aklı başındalık uy-
gulaması ya da ruhun kendi varlığını kabullenmesi biçiminde olsun,
hakikatle ilişki, itidalin temel bir öğesini oluşturur.
Hazlar söz konusu olduğunda, erdem bir bütünlük durumu olarak
değil, bir egemenlik ilişkisi, bir hâkim olma ilişkisi olarak ele alınır:
İtidali belirtmek için kullanılan terimler de -ister Platon olsun, ister
Ksenophon, Diogenes, Antiphon ya da Aristoteles’te - bunu gösterir:
“Arzulara ve hazlara egemen olmak”, “onlar üzerinde iktidar sahibi ol-
mak”, “onlan yönetmek” (kratein, arehein) demektir.