''İnsan zihni için, üst üste yaşanan olayların duyguları ayağa kaldırmasının ardından gelerek, ruhu hem ümitten, hem de korkudan azade kılan eylemsizlik ve kesinliğin mutlak sükûnetinden daha acı verici şey yoktur.''*
William Godwin ve Mary Wollstonecraft'ın kızı ‘’Mary Wollstonecraft Godwin’’, 30 Ağustos 1792’de Londra'da dünyaya geldi. Eylül ayında annesi, lohusa hummasından hayatını kaybetti. 1801 yılında babası, Mary Jane Clairmont ile evlendi. Londra yakınlarındaki Somers Town'da yaşamaya başladılar. Mary, kendi imkânlarıyla kendini eğitti ve babası onu okula göndermedi. 1808 yılında ilk şiiri ‘’Mounseer Nongtongpaw’’u¹ yayımladı. 1812 yılında Percy Bysshe Shelley ve eşi Harriet Westbrook Shelley ile tanıştı. 1814 yılında Shelley ile tekrar karşılaştı ve dost oldu. Ertesi ay beraber Avrupa'ya kaçtılar. Fransa, Almanya, İsviçre ve Hollanda'yı gezdiler. Eylül ayında İngiltere’ye döndüler.
Şimdi biraz Percy Bysshe Shelley’nin hayatına göz atalım; çünkü onun hayatı da Frankenstein’ı anlama yolunda önemli bir rol oynuyor: Hali vakti yerinde, toprak sahibi bir ailenin tek oğlu olarak 1792'de dünyaya gelen Percy Bysshe Shelley, on sekiz yaşından sonra, hiç anlaşamadığı babasıyla, pek sözünü etmediği annesiyle ve iyi geçindiği halde, kız kardeşleriyle ilişkisini kesti. Fazlasıyla eli açık olduğu için ömrü boyunca para sıkıntısı çekti. Babası, İngiltere'ye egemen olan yüksek sınıfın dar kafalı bir üyesi, sıradan bir adamdı. Shelley çok küçükken bile, babasının otoritesine ve babası gibilerin temsil ettikleri her şeye aşırı bir tepki gösterdi. Daha on bir yaşındayken yazdığı, elimize geçen ilk mektubunda, bunun sevimli bir örneğini görürüz: O sırada mektupları "I am, Sir, your obedient servant" (Sizin, efendim, itaatkâr hizmetkarınızım) tümcesiyle bitirme geleneği vardı.