Cem

Cem
Ekşi sözlük/rogojin

Cem

, bir kitap okudu
Puan vermedi·191 syf.·
2022 48. kitabı
Adem Özköse
8.8/10 · 2.746 okunma
Reklam
Puan vermedi·144 syf.··
2022 47. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 25 Ağustos 2022 22:25
Yeni yazarları okumak güzel. Daha güzel olan ise; iyi bir yeni yazar okumak. Taşrada Ölürken, Dilek Özhan Koçak'ın ilk romanı. Bir çırpıda bitirdim kitabı, çünkü bırakamadım. Hikâyeyi oldukça beğendim, eleştirilerimi de peşim sıra getirdim. Kitap üç ana kısımdan oluşuyor. İlk kısımdaki ilk üç dört bölüm çok iyi; bunlar kısa biriki sayfalık hikâyeye giriş idmanları gibi, ekonomik kullanılmış olay akışı ile ilgi uyandıran bir giriş açıkçası. Çok iyiydi. Yazarın ölüm teması üzerine mümkün olabilecek ve daha da güzeli bu ülkede olabilecek bir gizem, muamma hissi ve atmosferi oluşturmayı başardığını söyleyebilirim. Kitabın bana göre aksayan tarafı veya tarafları baş karakterin atandığı kasabaya gittikten sonra yaşanan olayların- ölümlerin- birbirini çok hızlı takip etmesi. Birdenbire kişilerin sayısı artınca, ölümler fazlalaştıkça kendi adıma söylersem kitabın başındaki ilgi çekici atmosferin zedelendiğini, yara aldığını düşündüm. Ancak yazar kitabın son kısmında bu aksamayı maharetle toparlıyor ve güzel bir finale doğru götürüyor bizi. Hatta bu son kısmın tamamı çok iyi. Hindi saldırısı ve ayı saldırısında şaşırtıcı gerilimler yaşanıyor, özellikle hindi saldırısı çok şaşırtıcıydı, ama yazar bu türden anları bir çok yerde çok iyi kotarıyor. Doğrusunu söylemek gerekirse; Dilek Özhan Koçak'ın ikinci romanını çok merak ediyorum. Atmosfer kurabilmek, anlatılan hikâyenin hissini duygu olarak verebilmek, akıcı olabilmek gibi bir çok ögenin bu kitapta çok iyi bir şekilde başarıldığını düşünüyorum. Az, öz, yan yollara sapmadan kısa bir şekilde derdini dile getiren bir kitap Taşrada Ölürken. Faruk Duman'ın Sus Barbatus!'undan sonra karın böylesine ağırlığını hissettirdiği bir kitap okumamıştım. Son olarak ne söyleyebilirim? Bence okumaya değer bu kitabı. Umarım ikinci kitabı
Taşrada ÖlürkenDilek Özhan Koçak · İthaki · 202058 okunma
Puan vermedi·172 syf.··
2022 46. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Ağustos 2022 19:09
Funda Özsoy Erdoğan, kendisinin ve bir çok okurun bilmediği üzere, aslında ülkemizin en iyi yazarlarından biri. Tahakküm, Sana Yazdığım Bir Mektup Olsaydın, Öğrenilmiş Çaresizlik gibi başyapıt ve onun civarında dolaşan eserleriyle Funda Özsoy Erdoğan, kesinlikle daha çok tanınmalı, daha çok okunmalı. yazarın ilk hikâye kitabı olan Gülümsemeyi Unutma, kusurlu bir başyapıt diyebiliriz. Aslında yazarın bütün hikâye ve romanlarını okumuş bir okur olarak Funda Özsoy Erdoğan'ın birbirinin aynı ya da benzer hikâyeleri birbirine kararak çok sesli anlatımını çoğaltığını ve son eseri ve başyapıtı Tahakküm'de ise bu çok sesli anlatımın bir koroya dönüştüğünü söyleyebilirim. Bu eserlerde geçmişe bakan, geçmişi düşünen, geçmişin bitmediğini, sürdüğünü hem hisseden hem de onu bilen karakterleri ve kişileri aracılığıyla sonu gelmeyen hesaplaşmaların yaşandığını söyleyebiliriz: insan, hatırlar. İnsan, yaşar. "hayat, akar". Ve bu akış içerisinde geriye dönüşlerimiz, başaramamışlıklarımız, kaybettiklerimiz, direnişlerimiz, var olma ve anlama çabalarımız ve gayretlerimiz birbirine dolana dolana anlatılır. Anne, her şeyin kaynağı gibidir neredeyse. Yazar hikâyelerini iç seslerle, farklı iç seslerin italik ya da italik olmayan fontlarla konuşması, ara metinlerle konuşturarak sürdürür. Anlar değildir yazar için önemli olan; hayat anlarla örülüdür, kimileri daha önemli ve baskın karakterli anlar olsa da hikâyeler hayat özetleri gibi iç sesleri dış seslere katarak, metinleri bölerek, çoğaltarak; bir çok kişinin hikâyesinin beraber yürüdüğü anlatılardır bunlar. Aslında bütün hikâyelerde ve romanı Tahakküm'de aynı şeyi görebiliriz: bunca ses, bunca hatırlama, bunca geriye bakış, anneye, köke dönüşü böylesine tekrar tekrar anlatabilen ama bir türlü eskimeyen, tanıdıklık ve aşina hissi
Gülümsemeyi UnutmaFunda Özsoy Erdoğan · Ötüken Neşriyat · 202016 okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2022 45. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 04 Ağustos 2022 21:14
Murathan Mungan'dan okuduğum ilk seçki, 2003 yılında basılmış olan Yabancı Hayvanlar adlı bir kitap. Mungan'ın bu toplama öykü kitabına yazdığı önsöz güzel ve aydınlatıcı bilgiler, yorumlarla dolu. Çok eskilerdeki okumalarım ve bir iki haftadır yeniden başlamış olduğum yeni okumalarımda Mungan'ın söylememiş olduğu veya onun tarafından söylenmemiş kalan bir şey olmadığını yeniden görüyorum. Yazarın eserlerini gerçekten inceleyen, eleştiren birileri acaba var mı, ve varsa eğer, vardıysa, bu incelemeler, eleştiriler acaba yazara yönelik beğenilerin ötesine geçebiliyor mu? Murathan Mungan, önsözde öykülerin belli bir sırayla ve ardışıkla kitaba konduğunu söyleyerek şunları dile getiriyor: "bu öyküleri birbirine bağlayan temel şey, bir hayvanın varlığı ve aracılığıyla kendi doğamıza ya da örtülü duran gerçeğimize ilişkin pusuda bekleyen belirsiz bir şeyi dile getirme, hissettirme çabası." Yazar ayrıca birbirinden farklı zamanlarda ve farklı yazarlar tarafından yazılmış olsalar da bu öykülerde bir süreklilik, bir bağ olduğunu söylüyor. Sanki bu yazarlar aynı şeyi farketmiş gibiler: hayvanlar insanlar için bir metaforlar, onların yabani, kötücül ya da hayatta kalmak için çaresizce debelenişlerinde insanın varoluş kaygıları, arzuları, bu uğurda kıvranışları da var. Kitapta Julio Cortazar'dan ve Patricia Highsmith'den 2 öykü yer alıyor. Raymond Carver, Knut Hamsun, Tama Janowitz, J.L. Borges, Ernst Jünger, John Steinbeck, J.D. Salinger , Hemingway gibi yazarlardan da öyküler var ayrıca. Benim açımdan da birazı Mungan'la paralellik göstermek üzere çok etkileyici öyküler vardı: Cortazar'ın küçük korku öyküsü diyebileceğim Yaz adlı öyküsü benzeri görülmemiş bir etki yaratıyor sanki,, Ayakizlerinde Adımlar kitabının güzel kapağını hatırlayan varsa, bu öyküyü hatırlayacaktır
Yabancı HayvanlarKolektif · Metis Yayıncılık · 200361 okunma