Beyoğlu Rapsodisi artık yarım bırakılmış kitaplarla dolu kitaplığımın bir yerlerinde birilerine hediye edilmeyi bekleyecek.
200 sayfa boyunca ana konu her ne ise ona girmeyen yazar, belki kitabın 2000lerin başında yazılmasının da etkisi ile bir çok şeyden söz ederken aslında bir yazar olarak 10. kitabında ulaşmış olduğu anlatma yeteneğinin, becerisinin keyfini sürüyor belki. Ancak, bu bir polisiye mi? Polisiye olmasını geciktiren sebepler ne? 200 sayfa boyunca konuya bir türlü girememesinin sebebi araya serpiştirilen görüşleri, bakış açıları ile mi rapsodi yapmaya çalışması yazarın? Ama ben amatör polisiye yazarlarının anlatmak için masa başına kuruldukları o hikâyeyi okumayı istiyorum açıkçası. Bu anlamda yarıda bıraktığım Beyoğlu Rapsodisi, bende çok okunacağını bilen, kendine belki hak edilmiş bir konfor noktası ve alanı yaratmış bir yazarın sağı solu düzgün bir şekilde gevezelik etmesi gibi göründü. Okunabilir mi? Elbette. Ben de 2022 yılı türk polisiyesi kutlamalarıma devam edeyim...bakalım hangi amatör yazarların hangi kötü anlatımlı kitapları, hangi sürpriz eserlerle karşılaşacağım? Sağım solum ceset dolu bir edebiyat yılı yaşıyorum... Okumaya devam!