Kitapta Meksika’da demiryolu işçisi olarak göçebe hayat yaşayan ailelerin çocukları için kurulmuş vagon okulların modernleşmeyi engellediği düşünülerek kapatılmak istenir. Fakat asıl sebep siyasi rant sağlamaktır. Bu tehlikeye karşı idealist öğretmen Don Ernesto’nun okulu koruma çabası ve öğrencilerinin masum hikayesi anlatılıyor.
Geçmişle gelecek arasında gidip gelen kitapta müfettiş Hugo Valenzuela’ya bakanlık tarafından iletilen okulun kapanma dosyası, onun unutmak istediği geçmişine geri dönmesine sebep olur. Kendi geçmişi ile muhasebe yapmak, hayatını ve okulun kaderini değiştirecek kararı vermek zorunda kalır.
Son Vagon; aslında tüm dünyanın eğitimde hatta her alanda siyasi kirliliğini açıkça işleyen bir roman olmuş.
Bence bu kitaptan güzel bir film çıkar. Kapak tasarımı ve konusu insanı etkiliyor. Fakat çeviride anlatım bozuklukları var, yazarın vermek istediği güzel mesajlar ne yazık ki tam olarak aktarılamamış bu bir eksiklik.
Batılı anlamda edebiyatımızın ilk telif romanı olan Taaşuk-ı Talat ve Fitnat eserinde Şemsettin Sami’nin bulunduğu dönemde ne kadar ileri görüşlü olduğunu ve bunu sade bir dille nasıl kaleme aldığını görüyoruz. Yazar ana karakterler kadar yan karakterlerede yer vermiş ve onlarında iç dünyalarına girmiş bu okuyucu açısından güzel bir detay.
Kitapta ilk ilgimi çeken kadınlara verilen değersizlik, eğitim haklarının elinden alınarak toplumdaki yerinin evde oturmak, dikiş dikmek ve ailenin uygun gördüğü kişi ile evlendirilmeleri, sokakta olan kadının edepsiz evde oturananı namuslu olarak gösteren ahlak bekçilerinin tavrı çok incitici.
Konu olarak iki gencin birbirlerine aşkı ve sonrasında yaşadıkları acı gelişmeler işlenmiş. Okurken ilk görüşte aşk olur mu diyorsunuz ama 150 yıl öncesi dönem koşullarına ve masum duygulara baktığınızda evet oluyor. Talat’ın Fitnat’a ulaşmak için kadın kılığına girmesi ve sokakta tacize uğraması her çağda mı değişmez dedirtiyor bizlere.
İkinci dikkatimi çekense yaş farkına bakılmadan küçük bir kızın zorla, kandırılarak başkasını sevdiği halde hiç tanımadığı yaşlı bir adama zengin diye görücü usulu ile bir eşya gibi evlendirmeleri oldu. Kitap her ne kadar aşk olarak görünsede toplumsal açıdan evlilik yapısının farklı bakış şekilleri ele alınmış.
Tanzimat döneminin en belirgin özelliklerinden tesadüfler serisini bu kitapta da görüyoruz. Kitabın sonu sizi şoka uğratıyor aman Yarabbi nasıl yani ama evlendiler, kimmiş o adam olabilir mi diye düşünürken aslında yazarın toplumu bu konuda bilinçlendirmek adına bu kadar sarsıcı kaleme aldığını anlıyorsunuz. Kitabın sonu acı sonla sizi karşı karşıya bırakıyor ve duyguların o dönem ne kadar gerçek ve masum