Kitap okurları ikiye ayırmış durumda. Bir gurup ergenlik dönemine girmiş bir çocuğun karmaşık iç dünyasını boş ve fazla abartıldığını, bir diğer gurup ise ergenliğe girmiş bir çocuğun sevgiden yoksun kalması sonucu hayata hırçın davranmasının gençlerde toplumsal bir sorun olduğunu ve bunun sonucu kişilik çatışmalarının oluştuğunu dile getiriyor.
Kitabı ilk başta okurken bir ergenin şımarıklığı olarak düşünebilir, kullandığı argo dili itici bulabilirsiniz. Fakat hangimiz kullanmıyoruz ki? Kitapta ilerledikçe şunu görüyorsunuz ki kendini bir yere ait hissedememiş, benliğini sorgulayan, iç dünyasında savaşlar yaşayan bir çocuk var ve o çocuk bir çoğumuza çok yakın. Yardım eden ve onu anlayan kimsesi yok. Hatta belki de hala bazılarımız Holden gibi ergenlik dönemini başarılı bir şekilde atlatamayan, çocuk kalmış, sahte ruhlu insanlarız.
Bir yerlerde mutsuz ve umutsuz çocuklar görürseniz onları yaşama kazandırmak için elinizden geleni yapmalısınız.
Kalemini, yaşam biçimini, düşünce yapısını çok sevdiğim Zülfi Livaneli’nin ilk göz ağrılarım dediği, kısa hikayelerinin toplandığı Arafat’ta Bir Çocuk kitabı 1970 yıllarında insanların yaşamış oldukları sıkıntıları, karakterlerin bir yere ait olamama hissini, gurbet özlemini, siyasi zorbalıkların yol açtığı kaçış durumlarını, mutsuz ve hayal kırıklığına uğramış insanları anlatan bir kitaptır.
Yaşar Kemal’in kitaba adını verdiği Arafat’ta Bir Çocuk öyküsüne İsveç’te bir film çekilmiş ve aynı zamanda Livaneli’nin İnce Memet Türküsü albümünde yer verdiği enstrümantal bir Livaneli şarkısıdır.
Livaneli’nin diğer kitaplarına göre eksik bulduğunu söyleyen yorumlar okudum, buna katılmıyorum. Çünkü bana göre her hikaye geçmişten ders niteliğinde ve gerçekten Arafta kalınmışlığı ayrıca Livaneli’nin de o dönem ki ruh kitapyorumu #zülfülivaneli #arafattabirçocuk #doğankitap #okuryorum