Rumeysa Meşe

Sonra, ansızın, bütün yaşam durur. Geniş düzlükler, bir saray avlusunun taşları gibi silinip süpürülmüştür. O zaman Baragan beyaz kürküne bürünür, altı ay uykuya yatar. Peki ya dikenler? Onlar kendi öykülerini sürdürürler.
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Fakat hiç ağlamıyordu. Ağlamak, uğradığımız felâketlere karşı vücudumuzda kalan son kuvvetin bir feryadıdır. Ağlayamadığımız zamanlar bizde o gücün de mahvolduğu vakitlerdir ki onun yerine kaim olan acılı bir sükûnet en şiddetli acıların hasıl ettiği göz yaşlarından bile daha yakıcıdır
Sayfa 25
Fakat ben derim ki, evliyalar ve adil kişiler nasıl her birinizin içindeki en yüksekten daha yukarı çıkamazlarsa, kötüler ve zayıflar da, yine sizlerin içindeki o en alçak noktadan daha aşağıya inemezler. Nasıl tek bir yaprak bile sararmazsa bütün ağacın sessiz bilgisi olmadan, kusur işleyen de hepinizin gizli iradesi dışında kusur işleyemez. Hep birlikte bir tören alayı gibi yürürsünüz tanrı-özünüze doğru. Yol da sizsiniz yolcu da. Aranızdan biri düştüğünde, arkasındakiler için düşmüştür, taşa takılıp tökezlenmeye karşı bir uyarı...
Sayfa 22·Kitabı okudu
Kendi topraklarına sığmayacak kadar çoğalıp bizim topraklarımızı fethetmeye karar vermiş olmalılar. Ne fetih ama! Onlara karşı hiçbir şansımız yoktu. Bu bir katliamdı, ayrım gözetmeyen bir katliam çünkü kimseye acımadılar; yaşlı, genç herkesi öldürüp bizim yeryüzündeki varlığımıza son verdiler.
Sayfa 133·Kitabı okudu
İman hakikati öyle bir çekirdektir ki eğer tecessüm etse bir cennet-i hususiye ondan çıkar, o çekirdeğin şecere-i tûbası olur.
Sayfa 16