Çoğu seksen yaşını aşmış amcalar, enişteler, halalar, kalın perdelerin ve tüllerin arkasında dışarıdaki yeni âlemden kopuk bir şekilde ev içlerinde sessizce yaşıyorlardı.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Dumbledore ile Profesör McGonagall bohçaya eğildiler. İçinde, belli belirsiz, mışıl mışıl uyuyan bir bebek, bir oğlan çocuğu vardı. Alnındaki simsiyah saç buklesinin altında şimşeğe benzer garip biçimli bir kesik görülüyordu.
"Yoksa oraya mı?" diye fısıldadı Profesör McGonagall.
"Evet," dedi Dumbledore. "O iz yaşamı boyunca kalacak."
"Siz bu konuda bir şey yapamaz mıydınız, Dumbledore?"
"Yapabilecek olsaydım bile yapmazdım. İzler yararlı olabilir bazen."
Çocukluğumda dalıp gittiğim pencereler gelir aklıma,
Sokaktan geçen hayvanlara bakıp ellerimi uzatışım,
Geleceğe bakmaya çalışırım gözlerimi kapatıp,
'Ben ne olacağım?'
Ne zaman büyüyüp de pencerelerden geçmişe bakacağım?
Pencerelerden geçmişe dalmak sanırım büyümek,
Anneni, babanı anımsamak,
Onları anlamak belki de büyümek!
Çocukluk anılarına önce gülüp sonra deniz misali birden durulmak belki de
Ama büyümek işte!
Bedenen, ruhen büyümek,
Kaybederek, kazanarak ve savaşarak büyümek.
Benim için mutluluk bir yandan kalabalık bir ailenin gürültüsünü işitip güvenini ve şefkatini hissederken, insanın aynı zamanda yalnız kalıp kâğıtla kalemle, boyayla fırçayla kendine yeni bir dünya yaratmak için sabırsızlık, hatta öfke duyması demektir.