İnsan, yazdıklarına da pişman olabilir. Çoğu kez bu pişmanlık, konuşmadan duyulan pişmanlıktan daha ağırdır. ''Ağzımdan kaçtı," denilebilir de "Kalemim den kaçtı," denilemez. Kalemden kaçılabilseydi, önce yazarı kaçardı ondan. Yazarı kaçardı, evet; "kalem sahibi" değil, "kalem esiri" olduğundan. Necip Fazıl'ın eski şiirlerinden birçoğunu sonra dan reddederek, "Mal sahibi bensem, bunları istemediğim, tanımadığım ve çöplüğe attığım bilinsin," demesi;
Cahiliye Devri'nin en büyük şairi Lebid'in, Kur'an indikten sonra kalemini kırması, kalemden kaçma girişimleridir. Fakat kalemden kaçmak, kaleden kaçmak tan daha zordur. Hayatınızın hiç beklenmedik bir anın da, kurnaz bir nöbetçi gibi sırıtarak karşınıza çıkabilir yazdıklarınız; hatta öldükten sonra bile bir nebbaş gibi soyabilir mezarınızı.